"Bitirdim ben...
Koydum lavtamı kenara.
Mor üçgüller arasında
Gölgeler asılı durdukça
Şakımak da sona erdi,şarkılar da.
Bitirdim ben...
Koydum lavtamı kenara.
Eskiden bülbüller gibi erken,
Çiy düşmüş çalılarda öterken,
Kestim artık sesimi.
Yorgun bir ketenkuşuyum şimdi.
Dudağımdaki ezgiler bitti,
Öttüğüm zamanlar geçip gitti.
Bitirdim ben.
Koydum lavtamı kenara."
Biz sözlü iletişime sırtını fazlaca dayamış bir toplumuz: Gerek yazılı gerekse sözlü iletişim bizim için çok önemli. Oysa iletişim dediğimiz şeyin büyük kısmı sözel olmayan unsurlardan oluşuyor.
...Ben henüz kendimi tanımıyorum. Kendimi o kadar çok kurcaladım ki ruhum şimdi, birçok anatomi masasında görülenler gibi, bölük pörçük ve parça parça,cansız,tüm sinirleri açıkta ve karmakarışık. Kendimi tanımıyorum. Kendi sesimi tanımıyorum. Konuştuğum zaman sözcükler gerçekten benden mi yoksa arkama saklanmış kötü huylu bir suflörden mi çıkıyor bilmiyorum.