Kendimi bazen, sevme yeteneğine sahip olmamakla suçluyorum. Belki de bu doğrudur, ama seçme ve seçtiklerim ne yaparlarsa yapsınlar, onları benliğimin en iyi köşesinde sadakatle saklama yeteneğine sahibim.
Rüzgar mavi havayı karıştırıyor, açık denizdeki havayı emiyor, küçük ve taze çiçeklerle kaplı tepeden yayılan kokularla harmanlıyor ve çevremizde, hava ve ışıktan dokunmuş mavi çarşaftan durmaksızın şiddetle çırpıyor. Rüzgardan korunmak için tapınağın dibi ne oturuyorum, o anda ışık, bir tür kıpırtısız fışkırmayla daha an bir hal alıyor. Uzakta adalar beliriyor Tek bir kuş bile yok. Deniz ufka dek hafifçe köpükleniyor. Kusursuz an.
Bayram okumaları geldi! Ama tabii ki o 'liste yapıp hepsini bitirme' hayallerim yine geldiği gibi gidecek ..Muhtemelen bir ya da iki tanesini biraz karıştırıp, sonra 'yok ya bu şimdi olmadı' diyerek bambaşka bir kitaba gideceğim. Liste yapmak çok zevkli ama o listeye uymak mı? İşte o bende hiç yok. Neyse, yine de niyetimiz güzel, masada duruşları bile yeter. Bakalım bayram sonu hangileri okunmuş, hangileri sadece 'görüldü' yemiş olacak? :)))