Belli bir yaşa geliyorsun, hayatına onlarca insan girip çıkıyor. Şöyle geriye dönüp baktığında elinde kalan ne biliyor musun? Kocaman bir mide bulantısı...Çünkü bakıyorsun çevrene, herkes birilerini "garanti" sanıyor. Birinin hesapsızca değer vermesini, kıyamamasını zayıflık sayıp onu cebine sıkıştırıveriyor insanlar. "Ben ne yaparsam yapayım gitmez" rahatlığıyla, o insanı yedek kulübesinde bekletip kafalarına göre yaşamaya devam ediyorlar. Sen tüm samimiyetinle oradasındır ama aslında sadece güçlü bir seçeneksindir onlar için.
Oysa gözden kaçırdıkları çok basit bir gerçek var: Kimse kimsenin hayatına bencilce heveslerini tatmin etmek ya da bir kenarda sırasını beklemek için gelmez. Kendine saygısı olan bir insan, o sessiz ve hesapsız değerinin bir "garanti belgesi" gibi algılandığını fark ettiği an, hiçbir kavga gürültü çıkarmadan, sessizce o alanı terk eder.
Çünkü hiç kimse kimsenin garantisi değil. Bir insan, bir başkasının hayatında sadece bir "seçenek" olmayı reddettiği an, o bencilce oyun zaten bitiyor.Duygularını saklamayan, küçük oyunların peşinde koşmayan insanların çok az kaldığı bu dünyada, kim ne derse desin umursamadan kendi sınırlarını çizip kendi halinde kalabilmek en güzeli.