Bazı kitapları okumaz , onlara çarparız. Benim için bu sabah tam olarak böyle başladı 2 saat bir boşluğum vardı," İncecik kitap, vaktim de var, biraz bakarım", diye elime aldığım o iki saat, hayatımın en sarsıcı yolculuklarından birine dönüştü ,yerden yere vurdu .
Kadın hiçbir cümleyi sansürlemeden yazmış. Ne bir nezaket maskesi var,ne bir başkası ne der kaygısı... O kadar olduğu gibi ki okurken insanın kemikleri sızlıyor.Kendimi bulduğum kitaplardan birisi oldu . Ben de duygularını kendisi gibi pek saklayan biri değilimdir, zaten insanlar neden duygularını saklar buna bir türlü anlam verememişimdir,ama en doğrusunu onlar yapıyorlar gibi ... İnsan bazen kendisinden kaçar ya da kaçacak yer arar ama bu kitap ona yer bile bırakmamış; her cümlede bak sen de tam olarak böylesin diyor . İncecik bir kitaba nasıl böyle bir dünya sığar anlam veremedim . Kitap için bir inceleme yazmak istedim ama incelemeye bile mecalimi bırakmayan bir kitaptı... Şu an kendi iç dünyamın uçurumunda buz gibi olan kahvemi içiyorum.
Eski BahçeTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20181,316 okunma
Tezer Özlü'yü ilk "Çocukluğumun Soğuk Geceleri"nde tanımışmış. O kadar etkilenmiştim ki hayatından bir daha kitaplarını okumak için kendim de o cesareti bulamamıştım . Bu kitabı da kısa öykülerden oluşmaktadır. Tezer Özlü ile ilk tanışma kitabınız bu olmasın ama (dip not olarak yazayım buraya ) Okuyacaklara şimdiden Keyfli okumalar ...
Eski BahçeTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20181,316 okunma
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Ama sanırım başlangıç için yanlış bir seçim oldu.
İlk iki öyküsünde cinselliği anlatış şeklinden, rahatsız edici betimlemelerden ve olaylar arasındaki alakasız geçişlerden dolayı pek sarmadı.
Kitap; Tezer Özlü'nün çocukluk dönemine ait acı tecrübelerinin, karamsarlığının, ölüm korkusunun, ilişkilerinin ve yazarın yaşamından esintilerin olduğu kısa öykülerden oluşan bir eser.
Kitaptaki cümleler ayrı ayrı çok güzel, altını çizdiğim birçok kısım oldu ama kitabı bir bütün olarak nitelendiremedim. Çok fazla etkilendiğimi söyleyemem. Yine de yazarı tanımak isteyenlere önerilebilir.
Eski BahçeTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20181,316 okunma
Yazarın İlk kitabı, bir nevi kendini tanıştırıyor bizimle yalnızlıkları ,yaşadığı ilişkileri, hastalıkları, çocukları, ölümü, korktukları vb. Şiirimsi bir analtım da vardı.Diğer kitapalrı kadar olmasa da güzeldi yani ilk kitabın günahı olmaz sonuçta..
Tezer özlü , şüphesiz en başarılı kadın yazarlardan biri . Eski Bahçe okuduğum ilk kitabı değil , ama yazarın ilk kitabı .Açıkçası ben eksikler gördüm , belkide okuduğum diğer profesyonel kitaplarına karşın bu biraz daha amatör kaldığı içindir . Ama Tezer özlü yine açık sözlülüğünden , realistliğinden hiç ödün vermemiş , doğal betimlemeleri ile ilgimi çekmeye devam etti . Yazar 11 kısa öyküden oluşan bu kitabında çocukluğunu anlatmış , bence okuyan herkesin çocukluğundan izler bulduğu bir eser , ben okurken çoğu sayfada içimden gülümseyerek "evet bende yapardım" dedim . Beni çocukluğuma götürdüğün için teşekkürler Tezer özlü .İlk eserini okumak çok zevkliydi , bir nevi küçük bir kız çocuğu olan Tezer özlü ile sohbet ediyormuş gibi hissettim . Bize bıraktığın eserler için teşekkürler .Seni okumaya devam edicem Tezer özlü , her eserinde farklı bir kadınla tanışıyorum . Yazarı tanımak isteyenler önce bu kitabı okumanızı tavsiye ederim , diğerlerinin daha gelişmiş olduğunu gördüğünüzde okuma isteğiniz artıcak . Ben okurken keyif aldım , okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum ve tekrardan teşekkürler Tezer özlü .
Eski BahçeTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20181,316 okunma
Tezer Özlü’nün Eski Bahçe’si, onun yazın yolculuğunun erken döneminden bir iz bırakıyor. Daha sonra kaleme alacağı romanların o ağır ve yoğun duygu dünyasına kıyasla burada daha genç, daha arayış içinde bir ses var. Kitap, dönemin siyasi ikliminin gölgesinde, bir kadının varoluşunu ve içsel çatışmalarını parça parça hikâyelerle önümüze seriyor.
Özlü’nün metinlerinde sıkça karşımıza çıkan yalnızlık, özgürlük arayışı ve aşk, bu kitapta da kendini gösteriyor. Ama henüz o sert ve keskin dili tam oturmamış; daha sade, daha naif bir anlatım hâkim. Bu yüzden Eski Bahçe, hem Tezer Özlü’yü tanımaya başlayanlar için bir giriş kapısı hem de onun dönüşümünü görmek isteyenler için değerli bir adım gibi.
Şunu da söylemeliyim ki, Özlü’nün üslubuyla tam anlamıyla barışamadım; o yoğun içe dönüş bazen mesafeli hissettirdi bana. Ama buna rağmen onun kitaplarına duyduğum ilgiden, cümlelerinin ardında saklı o derin duygulardan asla vazgeçemiyorum. Tezer Özlü’nün dünyasına dokunmak, her seferinde insanın kendi iç bahçesine bakmasını sağlıyor.
Eski BahçeTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20181,316 okunma
Yazarın önüme çıkan güzel alıntılarından dolayı merak edip okuduğum bir kitaptı. Ama maalesef ki konu geçişlerini sevemedim ve güzelliğinin sadece nadir alıntılardan ibaret olduğunu görmüş oldum. Okuduğum tek kitabı olduğundan diğer kitaplarına da şans vermek isterim. Bu kitabını tavsiye etmem.
Tezer özlü ile tanıştığım ilk kitabı oldu. İlk iki öyküde ben ne okuyorum diye çok düşündüm. Diğer öyküleri daha güzeldi. Favorim en son öyküsü. Keyifli okumalar
Eski BahçeTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20181,316 okunma
Tezer Özlü okumayı çok seviyorum. Her eserinde kendimden bir şeyler bulabiliyorum. Çünkü farklı yazıyor. Tuhaf gelebiliyor bazen yazdıkları, en çokta bu tarafını seviyorum hikayelerinin. Farklı oluşunu... Yalnızlığımı okuyor gibi hissediyorum. Bir parça mutlu ediyor beni bu his. Ne zaman biraz melankoliye ihtiyaç duysam Tezer Özlü okumak bu ihtiyacımı gideriyor. Eski Bahçe'de de aynı şekilde oldu. Tezer Özlü'den okuduğum en iyi kitap değildi. Çok fazla etkilendiğimi de söyleyemem ama okuma sevgimi ikiye katladı.
Onun öykülerini okumak yapboz yapmak gibi. Farklı ve bağımsız parçalar birleşince kafa karışıklığıyla birlikte anlamlı bir bütün oluşuyor. Hayal ve gerçekliği aynı anda yaşayabiliyorsunuz.
Eski BahçeTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20181,316 okunma
“Neden bağırıyor o?
Yeryüzünde kimse kalmadığı için mi?”
Sana en çok gökyüzü yakışır Tezer Özlü...
.
1943 / Kütahya Simav doğumlu Tezer Özlü.
Tüm eserlerinde kendini korkusuzca anlatmış,
en gizli düşlerini, yaşantılarını okuyucusuna sunmaktan çekinmemiştir.
.
Whatsapp kitap okuma grubumuzla,
“Tezer Özlü” okuyalım dedikten sonra,
kendi yazdığı, mektuplaşmalarından oluşan
ve onu anlatan eserleri bir araya topladık.
.
Yazılış sırasına göre bir de okunma listesi yaptık.
Toplam dokuz kitaptan oluşan serimizi,
her ay üçer kitap okumak üzere Nisan ayında sonlandıracağız.
.
Meraklıları için, bu liste şöyle
1- Eski Bahçe
2- Çocukluğun Soğuk Geceleri
3- Yaşamın Ucuna Yolculuk
.
4- Kalanlar
5- Zamandışı Yaşam
6- Yeryüzüne Dayanabilmek İçin
.
7- Her Şeyin Sonundayım - Ferit Edgü ile Mektuplar
8- Tezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar
9- Tezer Özlü’ye Armağan - Sezer Duru
.
Tezer Özlü, Türk yazardır. Başta Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk olmak üzere az sayıda kitabıyla tanınır. Yazar Demir Özlü ve yazar-çevirmen Sezer Duru'nun kardeşi, yönetmen Erden Kıral'ın eşidir. Türk edebiyatının "gamlı ve lirik prensesi" lakabıyla anılmaktadır.
10 Eylül 1942 tarihinde eğitimci anne babanın, üçüncü ve son çocuğu olarak Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. Annesi Nimet Servet Kafkasya kökenli, babası Sabih Özlü Halep doğumludur. Çocukluğu anne babasının görev yaptığı Simav, Ödemiş ve Gerede'de geçti. On yaşındayken İstanbul'a geldi. Gerede'de başladığı ilköğretimini Taksim 29 Ekim İlkokulunda tamamladı. Ortaöğrenimi için Sankt Georg Avusturya Kız Lisesine başladı. 1961 yazında okul vesilesiyle arkadaşları Gönenç ve Güler ile yurt dışına çıktı. 1963'te mezun olmanın önemli olmadığını düşünerek liseyi son senesinde bıraktı. 1962-1963 yıllarında otostopla Avrupa'yı gezdi. 1963 yılı Nisan ayında Almanya'ya ablasının yanına, oradan da ablasıyla Paris'e geçti. Orada Yüksel Arslan, Mübin Orhon, Nejat Devrim, Remzi Raşa, Selim Turan, Hakkı Anlı gibi birçok ressamla tanıştı. 1963'te İstanbul'a dönen Özlü, Paris'te tanıştığı tiyatrocu ve yazar Güner Sümer'le 1964 yılında evlenerek birlikte Ankara'ya yerleştiler. Sümer'in Ankara Sanat Tiyatrosunda (AST) çalıştığı bu dönemde Özlü, Almanca çevirmenlik yaptı. AST'ta 1963-1964 sezonunda Sümer'in yönettiği Brendan Behan'ın Gizli Ordu adlı oyununda oynadı. Ankara'daki yıllarında önce Türkiye Şeker Fabrikaları Müdürlüğünde, sonrasında Goethe Enstitüsünde çevirmen olarak çalıştı.
1965'te babasının isteği üzerine İstanbul Erkek Lisesi sınavına girdi ve liseyi dışarıdan bitirdi. 1967'de Sümer'den ayrılma kararı aldı ama evlilikleri bir yıl daha sürdü ve 1968'de boşandılar. Ardından İstanbul'a gelerek bir süre anne babasıyla yaşadı. 1963'te koyulan manik depresyon tanısıyla kesintili olarak 1967-1972 yılları arasında İstanbul'da farklı hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kaldı. M.A.N., Birleşik Alman İlaç Fabrikaları (BİFA) kuruluşlarında çevirmenlik yaptı.
Asaf Çiyiltepe'nin ölümünden sonra 1968'de eşi Pirkko'nun evinde tanıştığı sinemacı Erden Kıral'la Haziran 1969'da evlendi. Bu evlilikten 1973'te "Deniz" adında kızı doğdu. Kızı doğduktan sonra bir süre ara veren Özlü, Türk-Alman Kültür Merkezi'nde program asistanlığı yaparak devam etti. 1981'de Alman Akademik Değişim Servisi bursu alarak bir yıllığına Berlin'e gitti. Bu arada Kıral'dan ayrılma kararı aldı. 1982'de Kanlıca'da Ferit Edgü'nün evinde Erden Kıral, Onat Kutlar ile birlikte -Edgü'nün aynı adlı romanından uyarlanan- Hakkâri'de Bir Mevsim film senaryosu için çalışmalarda bulundu. Romanı sinemaya uyarlamaya fikri ilk olarak Özlü'den çıkan film, Türkiye'de sansüre uğradı. 1983'te 33. Berlin Uluslararası Film Festivali'ne katılan film, yarışmadan Gümüş Ayı Jüri Özel Ödülü dâhil olmak üzere dört ödül kazandı. Burs ve festival süresince Berlin'de kalan Özlü, burada Türk edebiyatını tanıtan etkinlikler, programlar düzenledi, Türkçeden Almancaya çeviriler yaptı.
1983'te Berlin'de bir sergide İsviçre asıllı fotoğraf sanatçısı Hans Peter Marti ile tanıştı. Aynı yıl İstanbul'a döndüğü sırada, ayrılma kararı aldığı Erden Kıral ile boşandı. Türk-Alman Kültür Merkezi'nde tekrar çalışmaya başladı. Türkiye'de evlenme sürecinde Marti'yle bürokratik engellerle karşılaşan Özlü, Nisan 1984'te Zürih'te evlenerek kızıyla oraya yerleşti. 1985'te koltuk altında oluşan şişlikten meme kanseri olduğunu öğrendi. İlk başta ameliyatı reddeden Özlü'nün sonradan cerrahi müdahaleyle göğsü alındı. 18 Şubat 1986'da Zürih'te öldü. Cenazesi İstanbul'a getirilerek 25 Şubat 1986 tarihinde Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.
Özlü, eski eşi Erden Kıral'ın Yol filminin çekimi döneminde yaşananları anlattığı filmi Yolda'da Yelda Reynaud tarafından canlandırıldı.