...hepimizin, aylıklı, ücretli köleler gibi çalıştırıldığımızı biliyorum. Sırtımızı sıvazlıyorlar, sonra insanlığımızı elimizden alıyorlar. Hiç aklına geldi mi bu?
"Para onun."
Emek de bizim. Biz olmasak, Arif Hikmet Bey ne olurdu hiç düşündün mü? Memleketten ayrıldığında beş parası yokmuş. Ama insanları ve devleti kullanmayı, sömürmeyi, düzen çevirmeyi iyi biliyordu.
Spora giderken ya da dönerken kendimi sürekli o tuhaf kitapçıda bulmamı artık nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Adam dükkanı resmen hobi olarak açmış, kendi listesindeki temel kitapları okumadıysanız size hiçbir şey satmıyor, müşteri seçiyor. Üstelik bununla da kalmıyor; her defasında elime piyasada baskısı bitmiş bir kitap kitleyip 'Hadi bunu oku da gel' diye resmen ödev veriyor! İşte o kuralları aşıp, bir de üstüne verilen ödevlerle eve yeni kitaplarla dönmenin yarattığı o garip, stresli mutluluk bambaşka... Evde zaten dokunmaya fırsat bulamadığım bir sürü dünya doluyken, yanlarına sürekli yenilerinin eklenmesi bir tek beni mi strese sokuyor? Kas yapalım derken her seferinde zihinsel bir mülakattan geçip vicdan azabı yükleniyoruz, harika bir spor rutini! :)))))