...hep bir beklenti, asla gerçekleşmeyen bir beklenti içindeydi. Neyi bekliyordu? Daha önce hiç görülmemiş, şaşırtıcı bir şeyi mi? Hayal bile edemediği bir görüntüyü mü? Kendisini uzun tırnaklı pençelerle kavrayıp, gözlerinden başlayıp boydan boya bütün bedenini paralayan korkunç, hayvansı hırsları mı?
open.spotify.com/track/6qvfeDEiw...
Tüm yolu saran, baş döndürücü leylak kokuları arasına bu anı sığdırmak istedim. Musil’in buhranlarla dolu dünyası ile baharın bu mor huzuru... Bazen en karmaşık düşünceler, böyle güzel kokuların arasında daha kolay çözülüyor sanki.
Caddenin her iki kenarını belirlemek için dikilmiş olan akasya ağaçları, susuzluktan solmuş, kurumuş, toza dumana bulanmış yapraklarıyla hüzünlü bir görünüm sergiliyor. Bu ölgün renklerden mi, yoksa ikindi vaktinde gücünü yitirmiş olan güneşin solgunluğundan mı, çevreye yayılan buğudan mı kaynaklandığı belli olmayan hüzün, insanlara ve nesnelere de yansımakta. Her şey, tıpkı bir kukla tiyatrosu sahnesindeki dekorlar gibi cansız ve yapay görünüyor