Yaşam boyu, insanın vereceği en çetin şavaş, kendi kendisi ile olan savaşıdır.. Bir insanın kendi kendine yapabileceği kötülük kadar başka kimse yapamaz demişler, öyle güzel özetlenmiş ki bu söz kitabımızda, şaşırıp kalacaksınız.. Bu kadar da olmaz diyeceksiniz.. Bir insanın kendi ile savaşı bu raddeye gelebilir mi diyeceksiniz.. Aslında kendimizi hiç bilmediğimizi bile farkedeceğiz..
İçimizde iki insan var, bir tanesi evet gerçek benliğimiz, değerlerimizin, yargılarımızın en has haliyle barındığı ruhumuz, öz benliğimiz.. İkincisi ise yaşamdan ve toplumdan olumsuz etkilenen, evet bende öyle olabilirim diyen ruhumuz, öteki benliğimiz..(Nefs/Nefis) Çünkü, maalesef ki bunu söylemek istemezdim, yaşam adaletsizdir, herkes bir yolunu bulup, kılıfına uydurup bir yol tutturmuş ve gitmektedir.. Bakıyorsunuz, ya hu, bu insanlar bunları vicdanları rahat şekilde nasıl yapıyor ve başarıyor, bende bir denesem ve yapsam ne kaybederim, kaybetmek şöyle dursun, baksanıza herkes kazanıyor.. Bende kazanayım!... Bir adım atar ve işte savaşınız o anda başlar.. O iki ruh şahlanmıştır artık, uyuyan, bugüne kadar varlığını hissetmediğimiz, rahatını hiç bozmadığımız asıl benliğimiz kılıçlarını kuşanır ve kendini savunmaya alır.. Çünkü benliğin, ruhun leke alsın istemez.. Sen iyi bir insansın der ve mücadelesini, ömür boyunca sürdürmeye devam eder.. Ama tabi diğer o nifak tohumu yenilgiyi hemen kabul edecek mi? Asla..! Yine o da ömür boyu bizi yemeye, inceden inceye işlemeye devam edecektir.. Çünkü bir kere karıştı bu işe, kök saldı.. Diğer asıl temiz ruhumuzun bizde hep varoluşu bir alışkanlık hali olmuş ve etkisini yüzeysel olarak fazla hissetmesekte, gücü çok büyüktür..
Örneğin;
Eşinize ya da sevgilinize akşam mesaiye kalacağınızı söyleyip, aslında öyle olmadığı ve öğrenmesini istemediğiniz