C

Toplumda Onay İhtiyacı
7/10
·48 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:06
Stefan Zweig'in Bir Çöküşün Öyküsü, insanın gücünü ve kimliğini yalnızca sahip olduğu statüye bağladığında nasıl bir boşluğa sürüklenebileceğini etkileyici bir şekilde anlatıyor. Madame de Prie'nin sürgün sonrası yaşadığı yalnızlık, aslında dış dünyadan çok kendi iç dünyasıyla verdiği bir mücadeleye dönüşüyor. Kitap, insan psikolojisinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterirken; kabul görme, değerli hissetme ve unutulma korkusu gibi evrensel duyguları da başarıyla işliyor. Türk kültüründe de sıkça rastlanan "toplum tarafından onaylanma" ihtiyacı, karakterin yaşadığı çöküşü daha iyi anlamamızı sağlıyor. Kısa olmasına rağmen derin izler bırakan bu eser, insanın gerçek değerinin makamda değil, kendi benliğinde saklı olduğunu düşündürüyor.
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,9bin okunma
Reklam
Huzursuzluğun Kitabı
Puan vermedi·%34 (234/680 syf.)·
Kitabın merkezinde Bernardo Soares adında bir anlatıcı var ve yazar Pessoa bu kişi için “yarı-heteronim” der; yani tamamen başka bir karakter değil, yazarın farklı bir ruh hâli gibi düşünülebilir. Soares, Lizbon’da sıradan bir muhasebe yardımcısı olarak yaşar ama zihninde sürekli varoluş, yalnızlık, kimlik, zaman, rüyalar ve hayatın anlamsızlığı üzerine düşünür. Kitap genelde melankolik ve düşünceler üzerine yazılmış ağır bir anlatıma sahip. Hayatı sorgulama dönemindeyseniz ve biraz da yaşam üzerine felsefi bir konuşmaya ihtiyaç duyuyorsanız kesinlikle okumalısınız. Altını çizdiğim, alıntı olarak paylaştığım bir çok etkili ve düşündüren cümleleri var. Kitabı yarım bırakmak zorunda kaldım ama hayatın farklı dönemlerinde dönüp dönüp bakılacak bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Her okur kendinden bir parça bir yara mutlaka bulacaktır. Okumanızı tavsiye ederim.
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
Ödül Üzerine Sendromlar Kitabı
Puan vermedi·248 syf.··
2026 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 15:13
Beni Ödülle Cezalandırma kitabı ismi dolayısıyla dikkatimi çok uzun zamandır çekiyordu. Ödül ve ceza, birbirine hep zıt olarak kullanılmış iki kavramdır. Bu zıt(!) kavramlar arasında başlıktaki gibi bir ilişki olup olmadığını merak edip alan okurlar mutlaka olacaktır. Kitap öncelikle yazı dili olarak çok ağır olmayan okuması kolay bir şekilde kaleme alınmış. Kitabı okurken beni rahatsız eden şey, ard arda ve birden fazla aynı içerikte deneyin yazılması oldu. Bazen deneyleri okumadan sadece sonuç kısımlarını okuduğum bile oldu. Deneylerin bana fazla gelmesinin sebebi alanımdan dolayı bir çoğunu biliyor olmam olabilir. Bu konu ile ilgili değerlendirmeyi diğer okurlara bırakıyorum. Kitapta genel anlamda Ödül sisteminin insanlar tarafından nasıl yanlış kullanıldığı ve bunların nelere sebep olabileceği kaleme alınmış. Bu yapılan değerlendirmeler farklı kültürlere göre de yorumlanıp farklılıklar ortaya koyulmuş. Bu anlamda gayet başarılı buldum. Peki, kitaba neden sendromlar kitabı diyorum? Kitap bölümlerden oluşuyor ve her bölümde ödülün farklı kullanım alanı anlatılıyor. Neredeyse her bölümde bir sendrom var. Bu sebepten dolayı bu başlığı uygun gördüm. Eğitim, rehabilitasyon, danışmanlık hatta satış pazarlama alanında çalışanların okumasını tavsiye ederim. İyi okumalar...
Beni Ödülle CezalandırmaÖzgür Bolat · Doğan Kitap · 20248,2bin okunma
Tanrı'yı Kaybetmek- Tanrı'yı Bulmak
Puan vermedi·130 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 15:00
Ödön von Horváth, 1937'de yayımlanan Tanrısız Gençlikte, faşizmin yol açtığı ahlaki çöküntüyü ergenlik çağındaki bir grup genç üzerinden anlatır. Romanın başlığı, Nazi Almanya'sının itaat etmek üzere yetiştirilmiş; ırkçılığı, nefreti ve militarizmi içselleştirmiş gençlerine atıfta bulunur. Romanın ana karakteri olan öğretmenin bu durumu bir türlü kabul edememesi ve dönemin genel kabulünden uzak kalması öğrenciler ve veliler tarafından hoş karşılanmaz. Kampta askeri eğitim alan öğrencilerin başında duran öğretmen "Tanrı'yı kaybettiği" dönemde köyün rahibiyle tanışır. Benim kitapta en çok dikkat ederek okuduğum kısım da tam olarak burası. Karşılıklı konuşmaları ve sorgulamaları tam bir felsefi tartışma tadında. Rahibin Tanrı icin söyledikleri kitabın ilgi çekici kısımlarından. Öğretmen için kayıp olan "Tanrı" gençlerin başına gelen bir olaydan sonra açığa çıkıyor,kendini gösteriyor. Öğretmen "Tanrı'yı buluyor". Okumak için şans verilebilecek bir kitap, tavsiye ederim.
Tanrısız GençlikÖdön Von Horvath · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,707 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 18:31
Kitaba başladığımda bu kadar etkilenip elimden bırakmayacak kadar seveceğimi bilmiyordum. Psikoloji alanında çalışanlar veya özel çocuklarla çalışan kişilerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Zihinsel engelli olan bir bireyin dışarıdan nasıl göründüğünü biliriz ama onun yerine kendimizi koymak çok zor bir durumdur. Bize çok basit gelen bir beceri bile onlar için dünyanın en karmaşık şeyi olabilir(olabiliyormuş). Bunun ne derece zor olduğunu bu kitapla biraz da olsun anlıyorsunuz. Kitapta dikkat çeken bir diğer unsur zekanın aile, arkadaşlar ve ilişkiler için ne kadar önemli tutulduğu. Peki, zeka denilen şey sadece işlevsel bir düşünme yapısından mı oluşur? Yoksa, bir kişiye zeki diyebilmek için sosyal becerileri de göz önüne almak gerekir mi? İşte bu sorular için kitaptan kısa bir alıntı bırakıyorum buraya.. "Sevgi alma ve sevgi verme yeteneğinden yoksun olan zeka, zihinsel ve ahlaki çöküşe, nevroza ve muhtemelen psikoza bile yol açar. Ve ben-merkezci bir amaca odaklanan ve insan ilişkilerini dışlayan bir beynin, sadece şiddete ve acıya neden olacağını da eklemek istiyorum."
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Reklam