SPOİLER içerebilir.
Tatar çölü.. Ne desem bilemiyorum aslında, başkahraman Drogo'yu anlamaya çalışıyorum. O sıkıcı ve asla savaşa katılmayacağı düşünülen o ıssız Bastiani kalesi'nde niye kaldı? Evet, ilk başta kısa süreli dayanıp eve gidebileceğini düşündü, sonra o rahatlık, hiçbir şey yapmamak, aynı zamanda hiçbir şeyle uğraşmak zorunda olmamak onda farklı bir konfor alanı oluşturdu belki. Zaman ilerledikçe şehir ile bağlantısı tamamen koptu, yabancılaştı şehre. Aslında bu durum uzun yıllar hapiste kalan insanlarda da oluyor gibi. Kim bilir, bazen biz kendi hapishanelerimizde böyle hayatlar sürüyoruz, risk almıyoruz, hep o umut ışığıyla bir şeylerin değişebileceğine inanıyor, ama hiçbir şey yapmıyoruz. Sonra bakıyoruz ki yıllar geçmiş hiçbir şey yapmadan. Sonra hayata atılma cesaretimiz kırılıyor, iyi-kötü de olsa bir konfor alanı oluşturmuş oluyoruz. Ben bu kitaptan şunu anladım aslında, bir şeylerin olmasını bekleyerek hayatımı idame ettirdiğimde aslında hiçbir şey yapmamış olarak yaşlanacağım. Ha bir de kitaptaki o "gencim, daha çoook zamanım var önümde, kafam rahat" hissiyatı çok güzel verilmiş. Hüzünlü bir kitaptı benim için.