📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sema Kaygusuz, 1972 Samsun doğumlu, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu bol ödüllü bir yazar. İlk öykü dosyalarıyla 1995 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü ve 1996 Gençlik Kitabevi Ödülü Sandık Lekesi adlı öykü kitabıyla 2000 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü ve Barbarın Kahkahası adlı romanıyla da 2016 Yunus Nadi Roman Ödülü gibi ödüllerin sahibi oldu.
Edebi kariyerinden ziyade Sema Kaygusuz, babaannesi Dersim sürgünü ve babası bir sosyalist olduğu için cinsiyetçiliğe ve ayrımcılığa sık sık maruz kalmış bir yazar. Hal böyle iken yaşadıklarından da beslenerek ürettiği eserleri, okuyucu için oldukça dikkat çekici hale bürünüyor. Yüzünde Bir Yer adlı romanında bu otobiyografik öğeleri açıkça gözlemlerken, Barbarın Kahkahası için bunu söylemek zor. Çünkü burada Kaygusuz’un kendine özgü şiirsel anlatımı ‘kapalı’ olarak işlenmiş.
Ama yazar ileride, kendini her ne kadar uzak tutmak istese de bir şekilde esere dahil olduğunu bir röportajında söyleyecektir. Biz de sizleri, Barbarın Kahkahası’ndaki Sema Kaygusuz’u bulmak için bu yazıyı sonuna kadar okumak durumunda bırakıyoruz.
BİR İŞEME VAKASI İLE GELİŞENLER
Barbarın Kahkahası, Sema Kaygusuz’un 2015 yılında Metis Yayınlarından çıkan son romanı. Okuması kolay, sembolik olması bakımından anlamlandırılması ve incelenmesi zor bir eser. Bu zorluğu daha anlaşılır hale getirmek ve sembolleri irdelemek adına romanın içeriğinden kesitler sunarak ilerleyeceğiz.
“Ağaçlar ağaçlardan olur, biz uzaklardan…”
Olay zamanı, 18 Ağustos.
Olay yeri, Mavi Kumru Moteli.
Motel sembolik bir Türkiye, moteldeki misafirler de halkın her kesiminden birer örnek.
Olay, bir ‘işeme’ vakası.
Motel misafirlerinden Turgay bir gece denize uzun uzun işer, bu misafirlerce hoş karşılanmasa da o içini dökmüştür o gece denize. İlerleyen dört gün boyunca ise
Gerçek anlamda olumlu olabilmek için söylemek üzere olduğunuz şeyin, bir başka kişiyi nasıl etkileyebileceğinin farkında olduğunuzu gösteren şefkate ve empatiye sahip olmanız gerekir.
Erkeklerin, kadınlan bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar, öyle ya da böyle, fahişeydiler. Ben akıllı olduğumdan, köle eş olmak yerine özgür bir fahişe olmayı yeğlemiştim. Bedenimi verdiğimde en yüksek fiyatı istiyordum. Elbiselerimi yıkamak ve ayakkabılarımı temizlemek için bir sürü hizmetçi tutabilir, onurumu koruması için, ne kadar pahalıya patlarsa patlasın bir avukat bulabilir, kürtaj için doktora avuç dolusu para dökebilir, resmimi basması ve hakkımda yazı yazması için gazeteci satın alabilirdim. Herkesin bir fiyatı vardır ve her mesleğe bir ücret ödenir. Meslek ne kadar saygınsa, ücreti de o kadar yüksek olur; toplumsal katman yükseldikçe bir insanın fiyatı da yükselir.