“Kendisinden, kökeni, çevresi, zümresi ve makamı temelinde ya da zamanın egemen görüşleri temelinde beklenilenden farklı düşünen kişiye özgür tinli denir.”
Elbette baskının da soluk alma fırsatı tanıması, arada bir göz yumması, suiistimallerle hoşgörüyü dengelemesi, zorbalıkta arada bir ipleri gevşetmesi gerekir; aksi takdirde, baskı altına alacak hiçbir şey kalmazsa bütün sistem paslanır ve çürür. Açık konuşalım: Her rejim, hatta en otoriter olan bile değişken bir denge durumunda ayakta kalabilir, bu nedenle kendi baskı donanımının varlığını sürekli olarak haklı göstermesi gerekir ve baskı uygulayacak bir şeylere gereksinim duyar. Yönetim otoritesini rahatsız edici şeyler yazma isteği, bu dengeyi korumak için gerekli unsurlardan biridir.
"Bir insanın kendisinden çok şey istemesini anlıyor ve onaylıyorum. Ama bu isteği başkaları üzerine de yayar, yaşamını iyi uğruna sürdürülecek bir savaşa dönüştürürse, bu konuda bir yargı vermekten `kaçınırım`; çünkü savaşa, eyleme, muhalefete en ufak değer vermeyen biriyim; dünyayı değiştirmeye yönelik her girişimin sonunda savaşa ve şiddete yol açacağını bildiğimi sanıyorum, bu yüzden hiçbir muhalefet cephesinde yer alamam, çünkü bunun beraberinde getireceği sonuçları onaylamam düşünülemez. Yeryüzünün haksızlık ve kötülük hastalığından kurtarılabileceğini olası görmüyorum. Bizim değiştirebileceğimiz ve değiştirmemiz gereken bir şey varsa, kendimizdir, bizim sabırsızlığımız, bizim bencilliğimiz (düşünsel bencillik de içindedir bunun), bizim alınganlığımız, sevgi ve hoşgörü eksikliğimizdir. Bunun dışında dünyayı değiştirmeye yönelik her girişimi, ne kadar iyi niyetle yola koyulursa koyulsun, yararsız buluyorum"