"Hayır Bayan Karasu, ben deli değilim, aklımı da kaçırmadım. Ama bu kadar acımasız, bu kadar sevgisiz, bu kadar hoyrat bir dünyada hiçbir şey olmamış gibi yaşayamazdım."
O son cümleyi okudum ve kitabı kapattığımda tekrardan kitabın arka sayfasındaki " Yalansızız artık. Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız." ifadesi ile göz göze geldim. İnsan gerçekten kendi düşünceleri ile hayata, olaylara bakmak doğru mu diye düşünüyor.. Sözde ailemiz, yakınlarımız gerçekten yanımızdalar mı? Yoksa kalıplaşmış bir ifade ile kalabalıklar içinde yalnızlık mı yaşıyoruz? Kitap ailedeki (?) bireylerin ağzından geçiyor. Olay örgüsü devam ederken farklı karakterlerin bakış açısından, iç dünyasını ele alıyor. Bu da mükemmel bir okuma keyfi veriyor insana. Söylenecek çok şey varken söylemeyen kimseler.. Konuşulsa düzelecek ve düzelemeyecek şeyler.. Karmaşıklık arasında basitlik..