“Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın.” Araf, 17
Şeytan bize dört yönden saldırıyor; ama yukarıdan ve aşağıdan saldırmıyor. Bahsedilen dört yön var; ama mantıken üç boyutlu değil. Önden, arkadan, sağdan ve soldan bahsedilirken yukarıdan ve aşağıdan bahsedilmiyor. Bununla ilgili ortaya çıkan birkaç bakış açısı var.Bunlardan biri, şöyle ki şeytan bizi yalana davet ediyor değil mi? Bunun tersi ise gerçektir ve asla değişmeyecek iki gerçek vardır ki bunlar bize Allah'tan gelen gerçeklerdir, biri vahiydir yani yukarıdan gelir. Bunlar Allah tarafından bize ulaşan doğrulardır. Bunlar kesindir. Diğer gerçek de ölümdür ki aşağı baktığımızda orda olan da odur, senin ve benim gideceğimiz yer. Bu iki gerçek kesindir ve eğer yukarda ve aşağıda ne olduğuna odaklanırsanız bir sorun kalmaz. Şeytan size istediği yönden saldırsın, siz aşağıdan ve yukarıdan korunmuş olacaksınız. O iki yerden size saldıramayacak. Bir başka yönden bakacak olursak da Allah'ın kulları dua ederken avuçlarını açarlar, yukarıya yönelirler ve secde de aşağı yönelirler. Bu iki eylem, dua bize güçsüzlüğümü hatırlatırken, ihtiyaç sahibi olanın biz olduğunu hatırlatırken, Allah'a muhtaç olanın biz olduğunu hatırlatırken; secde de bize şeytan gibi olmayacağımızı hatırlatır. Çünkü o secde etmeyi reddetmişti; ama biz ediyoruz. Yani bu iki yön, yukarıya yönelen dualar ve yere edilen secde, şeytanın bize dokunamayacağı noktalardır. Ve secde sadece başınızı yere koymanız değildir. Secde Allah'ın emirlerine uymak için gösterdiğimiz alçak gönüllülüktür. Şeytanın secde etmeyi reddetmesinin altında yatan sebep sadece başını yere koymak istememesi değildi. Asıl sebep “Allah bana bir şey yapmamı söyledi ve ben bunu yapmak
'Bize bir nefes daha, bir kalp atışı daha ve uzuvlarımızı hareket ettirebildiğimiz bir gün daha lutfeden Allah'tır. Fakat biz O'na yalnızca bir şeye ihtiyaç duyduğumuz, bir şeyin eksikliğini hissettiğimiz zaman yöneliyoruz.'