“Ne büyük zenginlik içindeyim. Felsefe yapmaya hâlim var hâlâ, düşünebiliyorum. Benim ruhumdan milyonlarca kilometre uzakta bir çocuk, susuzluktan yaşamayı tadamazken, adını söyleyemezken binlercesinin aklından geçenlere tanık olabiliyorum, yardım etmek istiyorum ancak edemiyorum, tek gayem de bu ya; yardım etmek. İnsan bir yerlerde yaşayamayanı yaşatmak için yaşıyor, Tanrı’nın yarım kalan sanatını tamamlamak için, var olmak için. İnsan var olmadan var edemez bir şeyleri, ister bir ağaç olsun, ister aşk, ister hayat. Biz de Tanrı gibi bir şeyleri yaratmaya gelmişiz, bu ne bir yücelik, ne de ego. Yalnızca bir görev, bunu düşünebilmek, arzulamak aklın görevi. Empat olan acıyı yaşayandan daha fazla hisseder, beni endişelendiren bu; iz bırakamamak. En azından düşünmeyi, yaşamayı, sanatı ve aklı aşılamaktır varoluşun arzusu. Ne denli eksik olursan ol, asla kendini bilmeyen, kendini yaratmayan ruh kadar noksan olamazsın. Akıl varsa her şey tamamlanır, ne kadar yüksek, ne kadar ulvi gözükürse gözüksün evrenin anlamı, isterse dünyanın sonuna dek anlaşılmayacak olsun, insan bunun farkında oldukça yaratır kendini. En büyük zenginlik sağlık ve akıldır. En büyük mutluluk ise kişiliktir.”