Yirmi dört saate ne kadar duygu sığdırabilirsiniz? Ne kadarı aşk olabilir? Ne kadarı acı ve hüzünlü bir hayal kırıklığı olabilir? Sorularının en güzel cevaplandığı çok güzel hikayesi olan bir Zweig kitabı daha bitirdim
.
Bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saat içerisinde yaşadıpı olaydır. Bu olayı kendi içerisinde hapsetmiş ve kimseye anlatacak cesareti bulamamıştır. Ta ki kendisinin yaşadığı gibi bir olaya tanıklık edene kadar. İnsanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırında gezindiriyor.
.
Stefan Zweig klasiği olan aşk ve tutkunun en yoğun hissedildiği kitabıydı diye bilirim. Zweig kalemine bayılıyorum keyifle okudum
2 ay sonra biten şahane bir kitap. Sonunda bitirebildim Hayatın getirdikleri karşısında bazı işlerime fırsat bulamadım. Bunlardan biri bu kitabı bitirebilmek oldu. İki yıl önce büyük bir merakla alıp yarım bıraktığım kitaba yeniden karşıma çıkınca okumak istedim ve iyi ki okumuşum bazı şeylerinde zamanı olduğunu düşünüyorum bu kitapta benim için doğru zaman bu zaman olduğu inu düşünüyorum.
.
Biraz kitaptan bahsecek olursam, Parisin merkezinde bir apatman her dairesinde oldukça üst makamlarda görev yapan farklı profillerde yaşayan aileler ve kendini diğer insanlardan soyutlamış müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve japon sineması tutkunu elli dört yaşın bir kapıcı kadın. Apartmanda ki bir diğer utanganç kişi de, son derece zeki ama doğum gününde intihar etmeyi planlayan on iki yaşında ki kız çocuğu. Bu iki utangaç insanı bir araya getiren apartmana sonradan taşınan ve herkesin merakla beklediği kibar japon beyfendisi olacak. Sessiz insanların zengin iç dünyalarında gelişen, sınıflar ve nesiller ötesi bir dostluğu konu ediniyor.
.
Okumanızı çook tavsiye ediyorum çok sıcak, samimi ve akıcı bir anlatımı vardı. Altı çizili bir çok cümle