Zamanla renginiz solacak, yanaklarınız çökecek, gözünüzün feri gidecek. Öyle çok acı çekeceksiniz ki... Ah, gençliğinizin kıymetini bilin. En güzel günlerinizi sıkıcı şeyleri dinleyerek, kaybetmeye mahkum olanı kurtarmaya çalışarak, kendinizi cahil, kaba, adi insanlara adayarak heba etmeyin. Bunlar çağımızın hastalıklı amaçları, yanlış idealleri. Hayatınızı yaşayın! Içinizdeki o muhteşem yaşama sevincini açığa çıkarın! Hiçbir şeyi ıskalamayın. Hep yeni heyecanlar arayın. Hiçbir şeyden korkunuz olmasın...
Insan doğasının sınırları vardır. Yüklü acılara, neşeye ve kedere dayanabilir ancak bu ölçü geçildiği anda yok olur. Sorun bir insanın güçlü ya da zayıf oluşu değil, acılarının ölçüsüne katlanıp katlanamadığıdır. Bu acı ruhsal ya da fiziksel olabilir ve bence kendine zarar veren bir adama korkak demek, hastalıktan ölen bir adama korkak demek kadar saçmadır.