Bana öyle geliyor ki, siz ya da ben iki düşünce ya da eylem arasında seçim yapmak zorundaysak, ölümümüzü düşünmeli ve dünyaya mutluluk getirmeyeceği şekilde yaşamaya çalışmalıyız.
"Aradığınız vaziyet anca anne rahminde hiç koşuşturmadan, keşmekeşe kapılmadan, yalakalık yapmadan, sıcak, kırmızı ve üst üste katlanır cidarının arasında cenin pozisyonunda olur. Usul usul annenin kanını emersin, bütün istek ve ihtiyaçlar da kendi kendine karşılanır. İşte bu her insanoğlunun varlığında kaybolan cennet nostaljisidir. İnsanın içinde ve özünde yaşaması, acaba bir tür ihtiyari ölüm değil mi?" dedim.