Gamze K

Gamze K

, bir kitap okudu
Puan vermedi·56 syf.··
5 günde okudu
·
2025 10. kitabı
Oscar Wilde
7.9/10 · 29,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·48 syf.··
2025 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2025 00:58
aristokrat bir hayatın küçülüşünü ve bir kadının iç dünyasındaki kırılmaları anlatan güzel ve kısa bir eserdi. onca ihtişamın, baloların, sarayın merkezindeyken birden yalnızlığa ve unutulmaya düşmesi, gücün ve ihtişamın aslında ne kadar geçici olduğunu hatırlatıyor. bir zamanlar herkesin önünde eğildiği bir kadının, gücünü kaybedince unutulması, hayatın ne kadar acımasız olduğunu gösteriyor. özellikle ölümünden sonraki olaylar, kitabın başından itibaren zaten hissettiriliyordu. gururu ve kibri, madame de prie'yi bu şekilde bitirdi. çevresindeki insanların çıkarcı olması, aslında onun onlar için sadece bir güç odağı olduğunu ve hiçbir kişisel değeri olmadığını gösteriyor. yapılan baloların, davetlerin ve eğlencelerin aslında samimiyetsiz ve boş bir gösterişten ibaret olduğu, madame'nin gidişiyle birlikte büyüleyici şatafatın bir anlamı kalmadığı görülüyor. madame de prie yalnız kalmayı hiç göze alamadı çünkü çevresinde hep birilerinin olması onun alışkanlığıydı. gücünü kaybetmekten korkuyordu ve herkesin onu unutmasından da endişeliydi. daha dün herkesin gözdesiyken, ertesi gün unutulması, şöhretin ne kadar geçici olduğunu gösteriyor. kitapta madame de prie sürekli “beni hatırlayın, unutmayın” diye yalvarıyor adeta, ama kimse bunu duymuyor. hiçbir zaman “ben merkezdeyim” tavrından vazgeçmedi. belki çevresine, bulunduğu yere ve o yerdeki insanlara önem verseydi hayatı farklı olabilirdi, ama bunu yapamadı çünkü başka türlü yaşamayı bilmiyordu. kendini başkalarının gözünde var etmeye çalışması, en büyük hatasıydı. kendi değerini içinden bulamadı; hep başkalarının onu görmesini, duymasını istedi. aslında günümüzde bile birçok insan böyle yaşıyor: hep dışarıdan insanların onları onaylamasını, sevmesini istiyorlar. yalnız kalınca yok olmuş gibi hissediyorlar. insanların
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,9bin okunma

Gamze K

, bir kitap okudu
Puan vermedi·48 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2025 00:58
·
2025 9. kitabı
Stefan Zweig
7.3/10 · 91,9bin okunma
Puan vermedi·98 syf.··
2025 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 18:43
İlk defa Shakespeare’nin bir eserini okudum. Hatta ilk defa bir tiyatro eseri okudum. Shakespeare’in “Bir Yaz Gecesi Rüyası” eserinde aşkın karmaşası ve masalsı doğası ön plana çıkıyor. Oyun boyunca genç aşıklar olan Hermia, Lysander, Demetrius ve Helena’nın ilişkileri, Puck’ın yaramazlıkları ve Oberon’un müdahaleleriyle sürekli karışıyor. Helena’nın Demetrius tarafından büyüyle aşık edilmesi adil olmasa da oyunun mizahi ve eğlenceli yönünü güçlendiriyor. Ama Demetrius’a büyü yapıldıktan sonra Helena’nın onunla dalga geçtiğini düşünüp bir daha görüşmemek istememesi benim çok hoşuma gitti. Demek ki gerçekten aşkına sahip çıkan bir kadın. Hermia ve Lysander’in saf aşkı ile Thesus ve Hippolyta’nın olgun aşkı, oyunun farklı aşk türlerini temsil ediyor ve izleyiciye aşk ne kadar karmaşık olsa da değerli olduğunu da gösteriyor. Puck’ın yanlışlıkla damlattığı aşk iksiri ve Bottom’un eşek kafasıyla ortaya çıkan komik sahneler, eserin hem mizahi hem de masalsı havasını güzel bir şekilde gösteriyor. Oberon ve Puck’ın motivasyonları, oyunun ilerleyişini ve aşkların yönünü doğrudan etkiliyor. Oberon’un amacı peri çocuğunu almak ve Titania ile olan ilişkisini yönetmektir; Puck ise bu emirleri yerine getirirken kendi yaramazlığıyla karışıklık yaratır. Son sahnede Puck’ın izleyiciye rüya metaforunu hatırlatması, oyunun tüm karmaşasını ve komik olaylarını bir masal olarak sunar. Böylece Shakespeare, aşkın karmaşıklığını, büyüsünü ve nihai mutluluğunu hem eğlenceli hem de düşündürücü bir şekilde aktarmayı başarmış.
Bir Yaz Gecesi RüyasıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,9bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2025 7. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 14:44
Beni derinden etkileyen bir kitap oldu Altıncı Koğuş. İvan karakteri aslında okumuş, aydın ve duyarlı bir karakter; fakat takıntıları ve birilerinin onu takip etme paranoyası yüzünden hastaneye yatırılması çok üzücüydü. Kitap, sistemin aslında ne kadar acımasız olduğunu gösteriyor. Kitapta deliliğin nasıl ifade edildiği de çok çarpıcı. Ne kadar okumuşsan, düşünüyorsan, tartışıp sorguluyorsan, insanların gözünde o kadar “delisin”. Çehov bunu net bir şekilde açıklamış. Burada hastane sistemi, bürokrasi ve toplumun akıl sağlığına yaklaşımı eleştiriliyor. Akıllı ve yetenekli insanların sistem içinde nasıl ezildiği çok açık bir şekilde görülüyor. Hobotov’un Andre’yi kandırması ve çıkarı uğruna ona sürekli ilaç vermesi, bence Andre’nin ölümüne sebep oldu. Andre’nin Ivan’la konuşabiliyor olması, Ivan’ın aklının tamamen kaybolmadığını gösteriyor. Ivan’ın zekâsı ve felsefi yaklaşımı çok etkileyici; Ivan entelektüel olarak teorik düşünürken, Andre daha çok pratikten, yani acı çekmenin ve yaşamış olmanın düşünceyi derinleştirdiğini savunuyordu. İkisinin arasındaki bu konuşma benim için çok güzel bir çatışma örneğiydi. Kitapta doktor-hasta ilişkisi de önemli bir nokta. Doktor her şeyin farkında, ama sadece düşünüyor ve teorik olarak pasif kalıyor. Bu durum, toplumdaki kayıtsızlığa yapılan bir eleştiri gibi. Düşünüyor ama eyleme geçmiyor; biraz da günümüz insanını temsil ediyor. Andre, deli muamelesi görmeseydi, belki Ivan bambaşka bir yol izleyebilirdi. Andre ile sohbet ederek iyileşebilirdi belki. Ancak sistem, Andre’nin Ivan ile görüştüğünü öğrenince onu da deli olarak damgalıyor. Ivan biraz da insan aklının yalnızlığını simgeliyor. Zekâsı, toplumdan kopmasına sebep oluyor. Andre’ye değer verilseydi, Ivan için kurtuluş olabilirdi; ama bu sefer de kitap umutlu bir son
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma