Fakat sanatkârlar sanatkârı Hâlik’in işlerindeki hikmetine hangi fâni akıl erdirmiş? İnsan denilen muamma resmini çizerken kâinat ressamının neden bu kadar zıt boyalar kullandığını, hangi zekâ idrak etmiş?
Ama bir insan yaşadığı yılların sayısı ile ihtiyarlamış sayılmazdı ki. Daha çok ihtiyarladığını ve çağının artık geçmiş olduğunu ve kendisine ancak sonunu beklemekten başka bir şey kalmadığını anlayınca, artık ihtiyarlamış olunurdu...
“Şimdi şu kütüğü devireceğim; daha önce kendini öldüren kızların yaptığı gibi,” diye düşünüyordu. “Sonra ipin ucunda sallanacağım urgan boynuma oturup morartacak, dilim dışarı çıkacak ve öleceğim. Anlattıklarına göre, insan bir dakikaya kalmaz ölürmüş. Peki iki dakika sonra nerede olurum?”