Birkaç dakika kulak kabartarak bekledi. Hiçbir şey işitmiyordu: Gece tamamen sessizdi. Yeniden kulak kabarttı: Tamamen sessiz. Kimsesiz olduğunu hissetti.
Konuşmak istediler ama, konuşmadılar. Gözlerinde yaşlar birikmişti. İkisi de solgun, ikisi de zayıftı; ama bu solgun, bu süzülmüş yüzler yepyeni bir geleceğin, yepyeni bir hayata dirilişin şafak ışıklarıyla tutuşuyordu: Aşk onları diriltmiş, birinin yüreği, ötekinin yüreği için sonsuz bir hayat kaynağı olmuştu.
Ve okuduğu kaygılarla, aldatmalarla, dertlerle, kötülüklerle dolu kitabı aydınlatan mum, her zamankinden daha parlak ışıldayarak daha önce karanlıkta kalan her şeyi aydınlattı, çıtırdamaya başladı, sönmeye yüz tuttu ve sonsuza dek söndü.
"Benimle olmadığınız zaman, sizden hemen nefret etmeye başlıyorum, Lev Nikolayeviç. Şu son üç ay sizi görmedim, sizden nefret ettim. Evet, nefret ettim. Sizi… sizi zehirlemek falan istedim… Böyleydi duygularım. Şimdi ise, görüşeli daha on beş dakika bile olmadı, nefretim geçti. Benim için her zamanki sevgili dostumsunuz. Biraz daha kalın benimle."