Yüzyılın aşkları belgesel tadında, duygusal bir dil ile anlatılmış bir portreler dizisidir.
Yazar, aşkın binbir halini okuyucuya gosterirken; mesafelerin, toplum baskısının, savaşların ve hatta aldatılmanın aşk karşısındaki manasını yitirdiğini belgeler ile gösteriyor ve anlatıyor bize.
Hayatlarını birbirlerine adamış kişilerin çarpıcı hikayelerini anlatırken,
derinlemesine hislerin, ruhların ve ne büyük acı ve kayıpların olduğunu vurgulayıp, öğretiyor.
Bu kitabı okurken eskiden yaşanmış o güzel saf aşkların varlıklarını bir kez daha hatırlayıp, şimdilerin yapay aşklarını ya da aşksızlıklarını düşünmemek elde değil.
….oysa biz artık orta düzeydeki insanlar çağında yaşıyoruz. Orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder. Hiç bıkmaz. Amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar çünkü durmadan bölünür, yenilenirler. O ölümsüz tekdüzelikleriyle. Kalabalıklar zorbaların en sonuncusu olacaktır...kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da binlerce kolları vardır. Bunları seni yakalamak, çekmek, aşağıya indirmek ve batırmak için kullanırlar.
Birini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan.