“Bunlar bugüne kadar tatmin edici cevaplar bulamadığım sorular, ama ben de kendi resimlerimi çizdim ve iş resim yapmaya geldi mi, biliyorum ki, Nietzsche’nin bir sözünü tercüme etmek çok uygun olur: Eğer bir şeye iyice odaklanırsan, odaklandığın şey seni bir daha asla bırakmaz. Bazen şartlı tahliye bile yoktur.”
İşte Mawrin-Skel de öyle bir serseri drondu. Kişiliği verilen karar uyarınca- Temas için, hatta Özel Durumlar için bile uygun değildi. Dengesiz, kavgacı ve duyarsızdı.
Welcome to Derry, Stephen King hayranları için boy göstermeye devam ediyor. Dizide 1960’ların o karanlık, puslu ve dehşet dolu sokaklarında, dehlizlerinde, evlerinde ve her yerinde Pennywise… Tanrı yardımcımız olsun!
Yüksek Şato'daki Adam sadece bir bilimkurgu değil tarihin akışını değiştiren düşündürücü bir distopya. Bildiğimiz dünyanın üstü fanusla kapanmış sanki de bir yalanın içinde yaşıyormuşuz hissi veren nadir eserlerden biri.
Yıl 1947. Hitlerin Nazi Almanya’sı yanında bonus olarak da Japonya İkinci Dünya Savaşını kazanıyor. ABD bölündü ve Batı Yakası Japonya, Doğu Yakası ise Nazi Almanya’sı kontrolüne girdi. Orta kısımlar ise çatışmalarla dolu karmakarışık ama tarafsız bir bölgeydi. 1962 yılına gidiyoruz. Yeni dünya düzeninde inanılan gerçeklik sabit değilken, insanlar bir şeylerin kurgu olduğunu hissederken “Çekirge Ağır Gelecek Kendine” diye bir kitap el altından dolaşmaya başladı. Ve bir mikrofilm de var. İçinde de öyle görüntüler var ki…Ana karakterlerimizden Joe ve Juliana da bu kitabı okuyorlar. Ve yazarı ile hem tanışmak hem de yazdığı kitabın gerçekliğini tartışmak için “Yüksek Şatodaki Adamı” aramaya başlıyorlar. Bu kitaba göre Naziler ve Japonya savaşı kaybediyor ve ABD dünya hakimi. Beyazlar ve zenciler omuz omuza çalışıp eşit şartlarda yaşıyor. Irkçılık ortadan kalkmış. Hıristiyan alemi birleşmiş. Tüm Asyalıların milyonlarcasına yiyecek, eğitim olanağı sağlanmış. Siz okurlar, bu kitabın Hitlerin hakimiyeti altında inleyen bir dünyada “sadece bir kitap” olmayışı yüzde kaç ihtimal?
Bay Tagomi ve sanata bakış açısı da kitapta oldukça sevdiğim detaylardan biri oldu. Philip K. Dick bir kez daha bildiğimiz tarihin çarpık bir kopyasını ayna olarak tuttu. Ayrıca dijital platformlarda dizisi de mevcut olan bu düşündüren, okumaya teşvik eden şaşırtıcı roman; ideal gibi gösterilen bir dünyanın ahlaksızlığını, sınıfsal statü yasaklarını ve çağdaş el yapımı mücevherat tarzından yapılan büstlere kadar her alanda teslimiyetle üstünlük kurduğunu gösteriyor.
Her daim ajanlar tarafından “Yahudi