Böylece içinde bulunduğumuz durumu görmeden bir sisin içinde yaşadık hep. Eğer bu olaylar yaşanmasaydı ve yaşlanana kadar böyle yaşasaydık, iyi bir hayat yaşadığımı düşünürdüm. Özellikle iyi bir hayat değil ama herkesinki kadar kötü. O mutsuzluk uçurumunu ve içinde yüzdüğüm o iğrenç yalanları anlayamazdım...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aile kavgaları acı şeylerdir.Her hangi bir kural izlemezler.Ağrı veya incinme gibi değildirler.Daha çok ,yeterli malzeme olmadığından hiç iyileşmeyecek derideki yarıklara benzerler.
Yaşamak için ışığa ihtiyaç duyarken, yaralarımızdan iyileşmek için karanlığa sığınmak istememiz ne büyük ironiydi ama aslında hayatın dengesi işte bu ironide değil miydi? Karanlık da gerekliydi, işık gibi. Çünkü karanlıktan gelmişti insan, beden karanlık bir suyun içinde hücre hücre dokunmuştu ve doğum, işığa kavuşup duyu organlarımızın dünyaya açılması ile başlasa da, ana rahminden çıkınca bitmiyordu asla, anbe an devam ediyor, ölene dek sürüyordu. İnsan her an ya doğmaya ya da ölmeye devam ediyordu. Her deneyimle birlikte yeni bir hal alıyordu... ta ki varlığı hayata hizmette bir yol olana kadar. Yaralandığında, yolundan saptığında, öz merkezinden uzaklaştığında karanlık gerekliydi insana, yüzleşmek, iyileşmek, öz yoluna dönmek, kendi merkezinde durmak için karanlık insanlar giriveriyordu hayatımıza, bizi silkeliyor, anlamaya hazırsak neyin daha önemli olduğunu bize hatırlatıyor ve özümüzü korumak için mücadeleye sokuyorlardı bizi.
Kendini gerçekleştirme diyorlardı buna ve kendini ne kadar gerçekleştirebildiğindi hayatta tek asıl olan. Gör Beni
Dediğin gibi korkunç .Bir doktor yolundan saptığında suçluların en beteri olur çıkar.Sağlam sinirlere ve bilgilere sahip olduğu için yapamayacağı şey yoktur.