sırlanmış bir aynanın ahşap kıyısında saklanmış cinnetiyle soluk fotoğraf çıkagelir bir gün kendi yüzümüze baktığımız an anlarız ellerine konan kuşlan anlarız bütün yaşlarını yaşadığımız zaman
kimse ölmemeliydi konuşmadan
(Belki de her kes ölmelidir konuşmadan)
ne zaman bir çocuk görsem
kan toplar geçmiş zamanlarda ayak izlerim
saralı bakışlarımla gölgelenir uzak tavanlar mahremiyetimde uzak bir öğleüzerinin küflenmiş anısı ve eksilttiğimiz duyarlıklarımızdan artan ihale edilmiş çocuklardı nalburların sessizliğindeki takvim iması ve bir hayat bir ima üzre satılandı ve kötürüm anaların lanetlediği çırılçıplak adımlar tıkanıp kaldığımız yokuşlardı ki
herkes dost herkes düşman kaldı