Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren, ahlâken çürüyor da hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Sanki herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa o kadar alışmış ki, bunu artık doğal bir durum sanıyor.
Öncelikle, bütün özgürlükleri, mutlulukları, zenginlikleri kendisi için isterken halk için en büyük sefalet ve yokluklara karşı tahammül etmeyi tavsiye eden burjuvalara, seçkinci devlete kızıyordu.
Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati veya bazen derin olabilen sevgi değildir.o büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilemediğimiz gibi,günün birinde nereden kaçıp gittiğini bilemeyiz.