Mert Can Koç

Mert Can Koç
Ignis aurum probat, miseria fortes viros
.
8 Nisan 2004
39 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Kadınlar İçin En İyi Kitaplardan Biri!
10/10
·127 syf.··
2024 13. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2024 18:37
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/C4QpBYJtuek İlk kez adet gören genç kızların kırbaçla dövüldüğünü ve hatta adet görmenin zamanında yedi günahtan biri olduğunu biliyor muydunuz? Bu incelemeye yorum yazan bütün kadınlara bir kitap önerisi hediye ettim. Yeni kitap önerileri için bu incelemenin yorumlar kısmına bakabilirsiniz. Hepimiz 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kendi cümlelerimizle kutluyoruz. Ben ise henüz okuyup bitirdiğim ve kitap okuma grubumda da bu ay okuyup tartışacağımız bu kitabı incelemek istiyorum. Çünkü binlerce yıldır sonlanmamış bir kadın düşmanlığının tam da içinde yaşıyoruz. İncelemenin ilk paragrafında dediğim şeyler ise yalan değildi. Hepimizin yaşadığı bu dünyanın içinde birtakım kültürlerde adet görmek ve kadının kendi cinsel potansiyelinden zevk alması günah sayıldığı için şok edici bazı yollara başvurulmuş… Güney Amerika’nın bazı kesimlerinde ilk kez adet gören genç kızlar yüksek bir hamak içine yatırılıp kırbaçla dövülüyormuş. Hindistan’ın bazı kesimlerinde ise adet gören genç kızlar, uzun ve mutlu yaşamı engelleyen bir işaret, hatta bir günah olarak sayılıyormuş… Bak sen şu vajinanın işine! Meğer her şey bu vajinanın ve onun baş yaveri klitorisin başının altından çıkmış. Adem’i cennetten kovduran bizzat Havva’ymış. Toplumlara yıkım getiren ve hatta zamanında vebadan kırılmalarına sebep olan kadının ta kendisiymiş. Erkeklerin kendilerini “errrrkekkkk” olarak kabul etmesi için bütün kadınlara düşmanlık duyması gerekiyormuş. Durmamış erkek sonra… Yunan mitolojisinde kendisine Pandora adındaki ilk kadını yaratmış ki, kadın cinsi erkeklere verilmiş bir ceza olarak algılansın. Böylece erkeğin cinsel arzusunun ve günaha yönelmesinin esas kaynağı o günden
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·148 syf.··
2021 83. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2021 23:30
"Talih çok değişik biçimlerde çıkar insanın karşısına, kim tanıyabilir onu?" "Her şeyi ihtiyardı balıkçının-yenilgi nedir bilmeyen, neşeli, deniz rengi gözlerinden başka. " Santiago; yalnız ve yoksul yaşlı bir adamdı. Yaşlı ama güçlüydü gerçi. Hayatın, yeni bir günün ona getireceklerine dair hep iyi umutları vardı.  Sabırlıydı. Kolay kolay umudunu yitirenlerden değildi o. Yıllardır bu benim işim dediği bir işi de vardı. Balıkçıydı. Bu iş için doğduğunu söylüyordu. Okyanusa açıldığı günlerden birinde ise durmadan kürek çekti yaşlı adam. Eli boş döndüğü günlerin ardından bunu yapması gerektiğini ve pes etmeden durgun geçen günlerin üzerine bir perde çekmesi gerektiğini biliyordu.. Ve sonunda sabırla beklerken oltasına bir balık takıldı. Balığın ne olduğunu bile görememişti yaşlı adam ama büyük olduğunu tahmin ediyordu. Dakikalar ve saatler geçti. Balık inatçı bir şekilde onun teknesini ilerletiyordu. Kara ise görünmez olmuştu artık.. Bazen tuttuğu balığa hayran bazen de ona sinirli bir şekilde denizde yol aldı Santiago. Hem yalnızdı hem de değildi. Denizde tek olsa da yalnız hissetmiyordu kendini. Yoldaşları olan canlılar vardı. Ayrıca düşünceleri de hep onunla birlikteydi.. İnatçı bir balık ve inatçı yaşlı bir adam.. Kolay olmayan bu mücadelenin sonucunda talih kimin yanında olacak? Uçsuz bucaksız denizde, yaşlı bir adamın oradan oraya savrulan düşünceleri eşliğinde bir yolculuk.. Yaşlı Adam ve Deniz; umut etmek, sabretmek ve kararlılık hakkında güzel bir hikaye sunuyor okuyuculara. Her günün umut dolu yeni bir yolculuk olduğunu gösteriyor. Pes etmemenin ve çabalamanın önemini vurguluyor. Ayrıca her yolculuğun bir sonu olduğunu ancak her zaman istediğimiz gibi sonuçlanamayacağına da işaret ediyor. Ama zaten önemli olan ulaşılan son olmuyor her zaman. Bazen en
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202540,9bin okunma
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 41. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2023 01:01
Son sayfasını çevirdiğimde sanki çok yakın bir dostuma veda etmiş gibi hissettim. Jack London, sen ne yaptın? Gerçekten Büyüleyici bir eserdi. Romanın karakterleri ve olay örgüsü, yazarın kendi yaşamından da izler taşırken, aynı zamanda sınıfsal ve toplumsal sorunları da ustaca ele almıştı. Martin Eden'in kendini eğiterek başarıya ulaşma hikayesi, beni derinlemesine düşünmeye sevk etti. Romanın bir diğer güçlü yönü, aşkın ve ilişkilerin karmaşıklığıydı. Martin'in Ruth Morse'a olan aşkı, onun başarısına olan inancını güçlendiriyor, ancak sonunda onun düşüşüne de neden oluyor. Ruth'un ailesiyle olan farklılıkları ve onun kendi hayallerine olan inancının sarsılması, Martin'in hayatında bir dönüm noktası oluyor. Kitap boyunca, Martin Eden'in hayatındaki değişimleri takip ederken, onun hayatındaki çatışmaları da birlikte yaşadım. Ayrıca Martin'in kişisel gelişimi, benim de kendimi sorgulamama neden oldu ve bana bir çok umut dolu mesaj verdi. Ayrıca, romanın temel teması da çok önemliydi. Başarıya ulaşmak için verilen mücadelelerin, hayallerin ve umutların öyküsünü, insanın kendini geliştirme, yeteneklerini keşfetme, hayallerini gerçekleştirme arzusunun gücünü gösterdi. Ancak, bu yolculuğun aynı zamanda yalnızlık, zorluklar ve kayıplarla dolu olduğunu da unutturmadı. -Sanki sadece bir roman değil de son derece kaliteli bir kişisel gelişim kitabı gibiydi- Peki kötü yanları yok muydu? -Tabi ki her kitap gibi bununda vardı örneğin; İlk olarak, romanın bazı bölümlerinin gereğinden fazla uzun ve ayrıntılı olduğu söylenebilir. İkinci eleştiri konusu ise romanın sınıfsal ayrımcılık ve yoksulluk gibi toplumsal konulara yaklaşımı eleştirilebilir. Jack London'ın sosyalizme yakın bir ideolojiyi benimsediğini ve bu nedenle romanın bazı yerlerinde propagandistik (tanıtıcı da denilebilir)
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Martin EDEN - Jack LONDON (Okumadan Ölmeyin!)
9/10
·520 syf.··
2021 116. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2021 14:17
Tam, "Dur, daha yeni tanıdım seni!" derken kitabın bitmesiyle ellerimden kayıp giden bir arkadaş oldu Martin Eden benim için. İncelememe başlamadan önce bir itirafta bulunmak istiyorum: Bu eseri spoiler vermeden inceleyecek kadar yeterli görmüyorum kendimi. Ona göre okuyun ki incinmesin hayat mücadelesinde yorgun düşmüş yüreklerimiz. Yarı otobiyografik bir roman. Jack London'ı büyük oranda Martin Eden kişiliğine bürünmüş olarak görüyorsunuz. Dönem aynı dönem, mekan aynı mekan, zaman yine aynı zaman ve yine kahramanlar gerçek dünyadan kahramanlar... Yirmili yaşlarda tabiri caizse halk tabakasından bir genç Martin Eden. Denizcilik ile uğraşırken bir olay sonucunda Ruth ve ailesi ile tanışıyor. Onun burjuvazi ile tanışması aynı zamanda... Ona duyduğu ya da duyduğunu sandığı aşk onu yazılar yazmaya itiyor. Başarılı bir yazar olma adına disiplinli bir çalışma başlatıyor. Büyük hayranlık duyuyorsunuz onun azmine. Ruth'un dünyasına ait olma mücadelesi girdiği aslında. Bu mücadelede onunla aşık oluyor, onunla acı çekiyor, onunla aç kalıyor ve onunla amacınıza ulaşmak için çabalıyorsunuz. Bir aşk insana neler yaptırır? Aşk sandığımız şey aslında nedir? Para nelere gölge düşürebilir? Amacımıza ulaştığımız anda daha mı mutlu olacağız sorularının cevabını alıyoruz eseri okurken... Algernon'a Çiçekler isimli bir eser okumuştum. Başkahraman zeka seviyesi arttıkça derin bir yalnızlığa gömülüyor ve aynı zeka seviyesine düşene kadar o yalnızlıktan kurtulamıyordu. Martin Eden ait olduğu sınıftan kopma mücadelesi verirken burjuva sınıfını da tanıyor. Bu tanıma süreci onu eski sınıfına da yabancı kılıyor ve her iki sınıfa da uzaklaşma başlıyor. Bu durum onu hayata daha da yakınlaştıracak dediğimiz yerde tam bir uzaklaşmanın geldiğini görüyoruz. "Yalnızlığını daha güçlü ve kendini
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
İlk defa Jack London
8/10
·520 syf.··
2023 53. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2023 11:19
Jack London'ın hayatından izler taşıyan yarı otobiyografik bu eseri son zamanlarda o kadar övgüyle duydum ki elime almadan yapamadım. İlk defa Jack London'dan bir eser okumuş olduğum için başta hayatına ve görüşlerine dair küçük bilgiler edinmekle başladım. Kitaba başladığımda yapısı biraz garip geldi açıkçası. Zevkle Dostoyevski ve rus edebiyatı okuyan biri olarak söylüyorum ki kitabın uzun betimlemeleri ve anlatımları içinde çok fazla kaybolduğum ağırlaşıp kitabı kenara bıraktığım an oldu. Bu yüzden ilk başlarda zorlandım ama yaklaşık kitabın ortalarından sonra yazarın diline alışmaya başladığımı fark ettim ve kitap akmaya başladı. Aslında sonrasında yazara da hak verdim. Karakterin her hissini her sevincini her yenilgisini ve diğerlerini ayrıntılı bilmeden onunla gerçekten özdeşleşemezdik. Çünkü aslında size beş satırda kitabın özetini çıkarabilirim çünkü olaylar az ancak önemli olan olaylar değil Martin'in adım adım değişimini gözlemleyebilmek, onu ve zamanla girdiği buhranı anlayabilmek. Eserin konusuna gelince, Martin'in bir denizci olarak başladığı hikayede aşık bir gence dönüşmesini, ardından kendini aşkı için geliştirirken fikir sahibi olup onlar için de savaşmak isteyişini görüyoruz. Aslında Martin'i elimizde büyütüyoruz. Martin üst sınıftan aşık olduğu Ruth'a layık olabilmek için tek tek her konuda kendini gliştirmeye çalışırken Herbert Spencer' ın düşüncelerinden çok etkileniyor ve etrafında düşünen ve bunları tartışabilen insanların varlığından zevk almaya başlıyor. Ancak onun sosyalist olduğunu düşünen Ruth'un ailesi bu durumdan hiç hoşnut değil. Martin edebiyatla ilgilenip günlerini yazılar yazarak geçirmeye başladığında da Ruth'un ailesi düzenli bir işe girmediği için de gittikçe Martin'i ilgi alanlarından çekiyor. Jack London bu konuda da dergi
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma