Hayatımızın; Tıpkı Bir roman gibi artık son şeklini aldığını hissettiğimiz günlerde, en mutlu anımızın hangisi olduğunu benim şimdi yaptığım gibi hissedip seçebiliriz.
#JeanPaulSartre
#ÖzgürlükYollarıüçlemesi
#YaşanmayanZaman
#CanYayınları
Merhaba sevgili okur arkadaşlarım 🪽
Bugün elimde Jean-Paul Sartre’ın Özgürlük Yolları üçlemesinin, sarsıcı olduğu kadar en gerçekçi durağıda olan, ikinci halkası ile geldim..
Üçlemenin ilk halkası olan Akıl Çağına; hatırlatma amaçlı minik minik dokunuşlar yaparak : Tarihin tozlu çarkları arasında bizleri dolandıran , serinin ikinci kitabı olan "Yaşanmayan Zaman"a seyehat yapmaya ne dersiniz..
İlk kitap Akıl Çağı’nda Mathieu’nün kişisel sancılarını, bir "bağlanma" korkusunu ve oda içindeki buhranlarını izlemiştik, satırlar arasında..
Fakat bu kez Sartre: kamerayı Mathieu’nün dar dünyasından çekip ; okurken sizlerinde hissedeceği o "kapana kısılmışlık" duygusu ile birliklte , 1938’in barut kokulu Avrupa’sına çeviriyor.
Bu kitap sadece bir devam hikâyesi değil; edebi bir ihtilalin ete kemiğe bürünmüş hâlidir de aynı zamanda..
Sartre;
Münih Konferansı’nın yapıldığı o kritik sekiz günü öyle bir anlatıyor ki, tam anlamıyla zamanın ruhu üzerimize çöküyor..
İlk kitapta bireysel sancılar ve buhranlarla boğuşurken; burada, toplumsal bir kıyamete tanıklık ediyoruz an be an...
Herşeyi özetleyen aynı zamanda kitaba ismini veren "Yaşanmayan Zaman", aslında , askıda kalan hayatlarımızı anlatıyor
Savaşın eşiğinde herkes hayatını, hayallerini ve en önemlisi özgürlüğünü "belirsiz bir geleceğe" erteliyor burada..
"Savaş bir hastalık değildir; katlanılmaz bir felakettir, çünkü insana insan eliyle gelir," diyor Sartre
Gerçekten de, bir felaketin gelmekte olduğunu bilip hiçbir şey yapamamanın verdiği o felç edici duygu, kitabın her satırına sinmiş bir is gibi adeta..
#Uketsu
#TuhafEv
#NoxYayınları
Evim dediğiniz yeri gerçekten tanıyor musunuz
Merhaba kitap sever dostlarım🪽
YouTube'da 1,7 milyon abonesi bulunan dünyaca ünlü Uketsu'nun 20 milyondan fazla izlenen gizemli hikayesi şimdi de okurlarıyla buluşuyor ..
Hepimiz hayalimizdeki evi kurmanın peşindeyiz, öyle değil mi
Ama ya o kusursuz tasarıma sahip olan ev, konfor için değil de korkunç bir sırrı ambalajlamak için yapıldıysa
İşte tam bu noktada " Duvarların dili olsada konuşsa" sözünün ete kemiğe bürünmüş bir evin anatomisini , bir cerrah hassasiyeti ile işleyen ,bazı evlerin huzur kokkuğu, bazılarının ise sadece ölümcül bir sessizliğe büründüğü, sıradan bir emlak incelemesi gibi başlayıp zihinsel bir labirente, hemen ardından ise bir suç mahalline dönüşen nefes kesici bir keşifle geldim sizlere : Ukatsu'dan “TUHAF EV”.
"Ya hayalinizdeki ev, bir kabusu gizlemek için inşa Edildiyse"
Bu soru, kitabın sadece kapak cümlesi değil; okurken zihninizde yankılanan o huzursuzluğun ta kendisi de olacak aynı zamanda ..
Bir polisiye okuru olarak hepimiz biliyoruz ki, gerçek hiçbir zaman göründüğü gibi değildir.
Uketsu ise bizi şu can alıcı soruyla baş başa bırakıyor:
Bir insan, neden çocuk odasının hemen yanına, hiçbir penceresi olmayan ve girişi belirsiz devasa bir boşluk inşa eder
Bu evde odalar konfor için değil, adeta bir kontrol mekanizması ve izleme kulesi olarak tasarlanmış..
Sayfaları çevirdikçe, buradakilerin birer ev sahibinden ziyade, bu tuhaf mimarinin sessiz mahkûmları olduğunu düşündürüp, hissettiriyor yazar..
Her koridor, her gizli geçit, her bir nokta bizlere resmen şunu fısıldıyor, haykırarak: Burada neler oluyor