Günlük hayatın koşuşturması içinde kaybolunan ve kapitalizmin her yerde hakim olduğu, içinde yaşadığımız toplumdan çok da farklı olmayan bir dünyada yaşayan isimsiz kahramanımız direksiyon başında trafik ışıklarının yeşile dönmesini beklemektedir. Fakat o an tüm dünyası karanlığa gömülür ya da kitabımızın anlatımıyla beyazlığa, kör edici parlaklıktaki bir aydınlığa. Artık hiçbir şeyi göremez olur. Hayatı boyunca gayet sağlıklı olan gözleri, acımadan, belirti vermeden ve nedensizce adeta bir ‘süt denizi’ nin içine dalmıştır. Telaşlı ve çaresizce doktorun muayenehanesine ulaşabildiğinde ise orada bulunan diğerleri, kendilerini de aynı kaderin beklediğinden habersizdir.
Kişi ayrımı gözetmeksizin herkesi içine hapseden bu beyaz körlük sonrası insanlar, onurlarını hiç kaybetmedikleri gibi kaybetmeye ve hayatta kalabilmek için uygarlıkta yeri olmayan her türlü davranış ve yaşam koşuluna alışmaya katlanmak zorunda kalırlar.
Onlara yol gösterip onları örgütleyecek “gören gözler” i kaybeden insanlık o andan itibaren ahlaki bir çöküşe doğru sürüklenecektir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Ama sonuçta zaman her şeyin ilacı, alınan yaşın da tüm duygular üzerinde özel ve hafifleştirici bir etkisi var. Ölümün yaklaştığını hissettikçe, ölümün gölgesi yolunuzun üzerine simsiyah düştükçe, olaylar gözünüze eskisi gibi batmıyor, derin duygularınıza artık aynı şekilde seslenmiyor, tehlikeli gücünden çok şey kaybediyor.”