Kitabı almadan önce kim ne demiş diye okumaya geldiyseniz koşarak kitabı almaya gidin. Ben sizi burada bekliyor olacağım.
Şimdi gelelim kitaba: “Eğer Kafka değilseniz ve karakteriniz bir böceğe dönüşmeyecekse, bir odada yalnız bir karakterle hikâyenize başlamayın.” diyor Dennis Haritou, ama Perec başlamış ve iyi ki de başlamış. Kitaptaki ana durum durağanlık, eylemsizlik, yalnızlık ve tekdüzelikten oluşuyor ve böyle bir kitabın sizi çok fazla etkileyemeyeceğini düşünürsünüz ama bu çok yanlış. Perec dünyanın her yerinde ve her zamanında insanların çoğunlukla aynı şeylerden muzdarip olduğunu, çok iyi bir dille anlatmış, dili iyi kullandığını her gün duyduğumuz çok sıradan cümleleri bile çok iyi bir şekilde düzenleyip geri okuyucuya vermesinden çıkartıyorum. Bu da kitabın büyük bir kısmının altını çizmemin sebebini açıklıyor. (Bunun çeviri bir roman old. göz önüne alırsak burada çevirmene de büyük bir tebrik gerekiyor). Kitaptaki karakterin hepimizden bir şeyler barındırıyor olması belki de okuyucuyu bu kadar etkilemesinin sebebidir. Ayrıca kitaptaki akılda kalıcı imgeleri çok sevdim. Kitabı okurken içimde canlandırdığım akışta renkler siyah, beyaz ve koyu renklerdi genellikle bu durumun pembe plastik bir leğenle birleşmesi çok hoşuma gitti (pembe plastik bir leğen suya bastırılmış altı adet çorap). Kitabın filmi de var hem de yazarımız da yönetiyor izlemek isteyenlere duyuralım. Perec okumaya kesinlikle devam edeceğim bir yazar oldu.
Kitapla kalın.