İki yaşlı çiftin yalnızlıktan kalabalığı özlemesi, ama onlar nereden bilecekti günün birinde sürekli kaçmak istedikleri kalabalığa hasret kalacaklarını.
Ya da küçük bir çocuğun annesi ondan ayrılırken kopardığı feryat, peki o nereden bilecekti günün birinde kendisi bile bile annesinden kaçacağını.
Peki biz nereden bileceğiz? Hayat bize gelecek için neler hazırladığını.
Onun için geçmişte yaptığımız yanlışlardan ders çıkarmak, yanlış yaptığımız yerlere çalışmak ve adı "GELECEK" olan sınava çalışmak.
~MPnr~
Hasan hiçbir şeyden korkmuyordu. Ölüm onun için bir cennet bahçesiydi. Sustalısını elinden almamışlardı. Hasan gibi insanlara, herşeyi göze almış, ölümün öte yanına düşmüş, ölümün tarlasında, ölümde yaşayan yürekli insanlara yaklaşmak, kim olursa olsun, candarma, eşkıya, katil olsun, isterse en yürekli olsun, kolay değildi. Hasana ancak, Hasan gibi yaşamın ötesine, ölüme düşmüş insanlar yaklaşabilirler, onunla aynı ipte oynayabilirlerdi.
Demek usul bu idi. Evvelâ muvaffakiyet denen bir şey kabul edilecek, sonra sahibi aranıp bulunacak, o tebrik edilecek, bu sefer o, muvaffakiyetin asıl karşısındakinin olduğunu iddia ederek ona aynıyla devredecek, öteki çok mânalı bir kelime ile kendi hissesini ayırdıktan sonra yine geriye verecekti.