Öğrenci dünyayı kendi gözleriyle değil, teleskop ve mikroskop marifetiyle inceler.Kimya öğrenir ama ekmek yapmayı öğrenemez, Neptün'ün yeni uydularını keşfeder ama gözünün önündeki ayrıntıları göremez ya da Kendisinin ne avare bir uydu olduğunu fark edemez. Bir sirke damlasına üşümüş yaratıkları incelerken etrafını saran yaratıklar tarafından yenilip yutulabilir. Bir ayın sonunda en fazla ilerleme kaydeden delikanlı kazıp çıkardığı ve erittiği cevherlerden kendi çakısını yapan mıdır? Bunun için icab ettiği kadar kitap okuyan ya da Enstitüde metalurji derslerine girip babasından Rodgers marka bir çakı hediye alan mı?
Kurtarıcıdan değil, kurtuluştan ne istiyorlardı bu herifler? Serbest Parti'nin açılması biz ülkücüleri hiç sevindirmedi galiba hürriyetle yapacak hiçbir işimiz yoktu. İnandıklarımızdan bir milimetre ayrılanları hain sayıyorduk. Kurtarıcıların her sözüne ne kadar çelişmeli olursa olsun hemen inanıyorduk.Edilen lafların millet yaşayışındaki sonuçlarını izlemeye lüzum gören yoktu. Serbest Parti'nin kapatılması doğru inançlarımızın zaferi gibi geldi bize. Bende ilk sarsıntı Kubilay'ın kişiliğinde kafamızın kesilmesi ile başlar. Esrarkeş Derviş Mehmet'in yeşil bayraklı gönderine geçirilen kafamız Menemen Camisi'nin avlusunda yatan gövdemize bakakalmıştır. Ben bu şaşkınlığı son yıllara kadar üstümden atamadım. Büyük bir kızgınlık gösteremeyişimiz belki de bu şaşkınlıktandır.Ülkücü Öğretmenler olarak bu alçak saldırıdan sanki biraz da biz sorumluymuşuz gibi utanç bile duyduğumuzu söyleyebilirim...