Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.
Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç, adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık.
Rasulullah bitkin halde tebessüm ederek Aişe ye şöyle dedi:“Benden önce ölseydin de kalkıp seni kefenleseydim ve namazını kılarak seni toprağa verseydim ne olurdu?” Aişe, kızgın bir şekilde bağırdı:“Bu başkasına nasip olsun! Yemin ederim, eğer böyle olsaydı, benim evimde diğer hanımlarını ağırlardın...”
Aişe 'nin bu kıskançlığı O`nu güldürmüştü.
Öyleyse erdemlerin zaaf noktaların değil seni koruyan sağlam surlar olsun!
Kötü insanlar erdemleri ezemedikleri zaman bunlarin gölgesine sığınarak kurtulmaya çalışırlar. İyi insanlara düşen bu gerçeği çok iyi kavrayıp kötülerin kendilerini aldatmalarına izin vermemeleridir. Kötüler başları dara düşünce bağışlamalarını isteyeceklerdir. Ama -çoğunlukla- iyilerin saflarına katılmak için değil zamanı gelince harekete geçecek kötülerin sancağı altında mücadele etmek için...