Kızım, sus. Kızım, otur. Sen kızsın, nereden bileceksin? Kızını dövmeyen dizini döver. Kadın başına mı? Eğer evli bir çiftten taraflar işsiz ise bir kadına ev hanımı, erkeğe de işsiz denilir çünkü bizler evli bir kadının işi yoksa onu ev hanımı olmaya mahkum ederiz. Ama hayır, erkeğe niye ev beyi diyelim ki? Erkektir o, işsizse işsizdir.
Ya her şey tam tersine dönerse?
Geceleri dışarı çıkmaya korkan kadınlar değil erkekler olursa?
Bu kitabı okurken ne kadar rahatladığımı, ne kadar tatmin olduğumu asla anlatamam. Merak etmeyin, kitapta erkekler günümüz sosyal medyasının tabiriyle 'prenses' olmuyor. Sadece onlar dört duvara ve ellerine verilen on kuruşa mahkum ediliyor. Eh, sürekli evde duranlar erkekler olunca da programlar da tersine dönüyor. Gündüz erkek kuşakları, damatlar mutfakta... Tuhaf, değil mi? Hiç, birimiz düşündük mü neden bu tür programlarda hep kadınların olduğunu? Hayır, bunlar yapıları gereği değil mi? Kadın susar, yemek yapar, boş konuşur. O yüzden normaldir değil mi bu tuhaf programların full kadınlar için düzenlenmesi? Hayır. Bunlar yapılarımız gereği değil. Bunu bize toplum zorluyor. Sürekli evde oturmayı, sürekli sessiz kalmayı öğrettiğinizde durum böyle olur.
Kadın-erkek arasında bir kavga olduğunda başını eğen, sessiz kalan ERKEK olunca hepimiz bir şaşırır, duraksar ve düşünür değil mi? 'Hanımcı, hanım köylü' gibi lakaplar kullanırız belki de. Durum gerçekten bundan mı ibaret?
Sokak ortasında bir kavga olur ve diğer kadın köşeden izler. Kadın müdahale etmemeli. Neden? Çünkü kadın güçsüzdür, erkek daha güçlüdür. Konu, gerçekten fiziksel güç mü?
Tekrar söylüyorum, bu kitabı okurken gerçekten rahatladım. Zira kadının okula gönderilmemesi, kadının hep boyun eğmesi gerektiği kalıplardan gerçekten yoruldum. Bıktım. Bunları, onlara uygulayan