“Senin şu dilinden bir sözcük söyle bana,” dedi dışarıdaki ses ısrarla.
“Quaru” dedi Deborah dalgın dalgın.
“Anlamı nedir bunun ?”
(Doktorun sert çıkışı karşısında bocaladı.)
“Anlamı…şey, dalgamsı demektir.
“Bazen rüzgarın esişi ya da güzel uzun elbiselerin, saçların dalgalanışı için kullanabilirsiniz, ya da…terk etmenin.”
Bir ev nedir? diye düşündüm: kardan yağmurdan korur insanı, penceresi vardır, dışarıya bakarsın, ama dışarıda değilsin, hem hayata aitsin hem kendi fanusundasın.
Yine de bir ev nedir?
Okyanusun içinde kendi soluğunu tüketerek kaybolan bir denizaltıdır ev, canlılar geçer pencerenin önünden, su götürür yeryüzünü.
Uyuklamak parça parça ölmek, uyumaksa yekpare ölüm. Bu aralar hep uyukluyorum. Vücudumdan büyük parçalar kaybetmişim gibi hissediyorum kendimi. Gece olduğunda kayıp parçalarım karanlığa karışıyor..