Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu kitabı okumadan evvel Hüseyin Rahmi'nin şahsiyetini, fikirlerini bilmek eserini okurken daha anlamaya vesile oldu. Zira H. Rahmi bir olay örgüsü oluştururken gayet başarılı bir şekilde kendi fikirlerini, karakterlerin ağzıyla dile getiriyor. Bazen bunun dozunu kaçırdığı noktalar da mevcut. Fakat H. Rahmi'nin Türk romanınında yarattığı asıl fark, kendisine kadar gelen romanlarda Batı seviciliği ve Batı'ya ayak uydurmaya çalışanlar hakir görülürdü. Batı sevicisi karakterler zevk düşkünü, iş bilmez, budala karakterler iken Şıpsevdi'nin baş karakteri Meftun her ne kadar ahlaksız bir karakter olarak ele alınsa da aslında kurnaz, iş bilen, amacına ulaşmak için türlü yollara girişen bir karakterdir. Bunun yanında önceki romanlarda Batı'dan haz etmeyen tabiri caizse 'alaturka' yaşayan kesim övülür idiyse de H.Rahmi bu romanında halk içerisindeki çeşitli kötü hasletleri alaturka yaşayan kesimin doğal hasletleri olarak tasvir eder. Örneğin Meftun Batı sevicisi -alafranga- ama gün görmüş, bilgili, hayata dair bir felsefesi olan bir karakter iken Kasım Efendi -alaturka- dindar kişiliğinin altında varyemez, kimseye güvenmez, faiz yiyen, insanların parasını sömüren bir karakterdir. Burada kendi fikrimce dönemin siyasi koşullarından dolayı H.Rahmi'nin aslında daha rahat fikirlerini özgürce ifade edebileceği bir zemin bulamadığından karakterleri istediği gibi oynatamadığı hissediliyor.
Kitabın başında 'Hikayemin Hikayesi ' önsözünde H.Rahmi yazdığı romanla aslında Batı hayranlığını dile getirdiği mesajlar veriyor. Fakat dile getiremediği noktalardan dolayı "Halkı güldürmek amaçlı yazdım." diye belirtiyor.
Türk romancılığının farklı bir penceresi de H.Rahmi'nin Şıpsevdi'sidir. Tavsiye ederim.