Kasaba tepeden tırnağa deniz koktu. Mis gibi.Martılar çığlık çığlığa kırmızı kiremitlerin üstünden küme küme, ak bulutlar gibi geçiyorlar, arkadaki dağın doruğuna kadar yükseliyorlardı.
Samimiydim.Gelecekte yalnız yaşamaya uzun süreden beri kendimi hazırlamıştım.Yoksul olmak, çirkin olmak ve üstelik zeki olmak, bizim toplumlarımızda insanı kasvetli ve hayal bile kurmayacağı kulvarlara mahkûm eder, ki bunlara erkenden alışmakta yarar vardır.Güzellik oldu mu her şey bağışlanır, kabalık bile. Zeka ise sanki koşulların uygun bir telafisi değil gibidir, doğanın en yoksul çocuklarına sunduğu bir dengeleyici olarak görülemez, daha ziyade gereksiz bir oyuncaktır, mücevherin değerini yükseltir.Çirkinlik ise zaten daima suçludur ve ben bu trajik yazgıya, hiç aptal olmadığım için daha fazla acı çekerek mahkúmdum.