‘Yakarsa dünyayı garipler yakar’ ekolünün vakur temsilcisi Martin Eden’le tanışacağım için oldukça hevesli ve heyecanlı bir vaziyette açtım kitabın kapağını... Bu heves ve heyacan –dürüst olmam
Haklısınız sanırım, kitabı ilk okuduğumda ben de Martin in 6 ay içinde yaptığı değişimi başkaları için yaptığından ve onlar gidince de dayanakları kaybolduğu için intihar ettiğini düşünmüştüm. Halbuki kendisi için en başından değişseydi belki onların gidişi de onu o kadar üzmezdi. Ama sizin de dediğiniz gibi insan bir kitabı okurken algısı nasılsa o an öyle yorumluyor. Şimdi de intihar etme sebebini doğal buluyorum çünkü fazla idealistti dediğiniz gibi onu değiştirmeye pragmatik düşündürmeye çalışan kişilere karşı hep dirençliydi. Ama idealleriyle onun istemediği gerçeklik uyuşmayınca böyle bir çıkış yolu tercih etti. Bu konuda bir çok yorum yapılabilir aslında sonuçta insan denen varlık tek yönlü değil ki, binlerce düşünce geçiyor insanın yaptığı eylemlerin altında. Yorumunuz için teşekkür ederim bana farklı bir bakış açısı göstermiş oldu, sağlıcakla kalın.
‘Yakarsa dünyayı garipler yakar’ ekolünün vakur temsilcisi Martin Eden’le tanışacağım için oldukça hevesli ve heyecanlı bir vaziyette açtım kitabın kapağını... Bu heves ve heyacan –dürüst olmam
Öncelikle yorumlamanız ve kullandığınız üslup oldukça güzel ve tutarlı olmuş tebrik ederim. Ancak eleştirinize bir noktada katılmıyorum. Martin'i ahlakçılık perdesi arkasına gizlenen ahlaksızları görmediğini eğer ki gerçekçi davransaydı ölmeyi seçmeyeceğini belitrmişsiniz. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Çünkü kitapta da bahsedildiği üzere Martin asıl burjuva sınıfının ahlaklı ve dört dörtlük hayatlarının altında yatan para ve mevki hırsını (başka bir deyimle ahlaksızlığı), insanların bu çelişkisini gördüğü için umutsuzluğa kapılıyor. Eskiden ait olduğu sınıf onu yalnızca kendisi olduğu için seviyordu ancak Martin yaptığı onlarca sorgulamadan sonra o eski alt sınıfından oldukça uzaklaşmıştı. Yazdığı eserleri sayesinde eskiden saygıyla andığı ve ahlaklı olduğunu sandığı burjuva sınıfına girmişti ki en yakın arkadaşının da dediği gibi burjuvaların yalnızca paraya ve üne önem verdiğini gördü. Ve Martin in idealinde asla para ve mevki isteği olmamıştı. O tüm bu çelişkileri gördüğü için nihilizme yaklaştı ve anlamsızlıkta yaşamaktansa ölmeyi tercih etti.
Teşekkür ederim Mara, sen de bakış açını çok net ifade etmişsin. Ve yazdıklarına kesinlikle hayır bu böyle değil diyemem. Zaten bu incelemeyi yazdığımda Martin Eden’i çok realist bir şekilde eleştirdiğim, onun duygusal tarafını görmezden geldiğim şeklinde yapıcı eleştiriler aldım. Senin yazdıkların da bu görüşe yakın aslında. Belki şurada farklı düşünüyoruz, hani demişsin ya;
“Eskiden ait olduğu sınıf onu yalnız kendisi olduğu için seviyordu”
Bence, bir insanı kendisi olduğu için sevmek aynı zamanda onu o şekilde kabul etmektir. Ancak sevgilisi dahil herkes onu değiştirmeye çalıştı. Bunu başaramadıkları noktada ise uzaklaştılar ondan. Martin güçlü ve zeki bir karakter. Yani kitabın ilk bölümünde ben bunu her kararından ve olayların gidişatından görebiliyorum. O nedenle ikinci bölümdeki ani yıkılış, hayal kırıklığı bende tam olarak yerine oturmuyor. Çünkü ilk bölümde Martin’in böyle duygusal olabileceğine, bu kadar kırılgan hatta yıkılgan olabileceğine gönderme yapan fazla detay hatırlamıyorum. Bu da bir anda bir boşluk açtı benim zihnimde. Puzzle’ın iki parçası birbiriyle uyumlu değil gibi.
Tabii ki bu da benim kişisel bakış açım. İnsan kendinden birşey bulduğunda ya da bulamadığında farklı şekilde tahayyül edebiliyor olayları:) Bu da romanların çekici tarafı sanırım...
Tekrar teşekkür ederim... Sevgiler...
Bende tam bu acı gerçekleri görmeyen, kendini kandıran insanlar ne kadar şanslı ve huzurlu keşke ben de onlar gibi olsaydım diyordum ki bu alıntıyı gördüm neyse ki :)