“Düşünüyorum da, insanı, yine başka insanlar üzüyor en çok... Taptığı, hayran olduğu, değer verdiği, muhtaç olduğu ve en çok sevdiği insanlar... Düşmandan çok dostlar üzüyor.”
Önce tatlı başlar çileden uzak
Pembe bir hayaldir gerçeği azap
Gün gelir sonunda kurulur tuzak
Tutulduğum aşkın adı yasak aşk
Kimseye derdini anlatamazsın
Tutarsın dilini konuşamazsın
Suçlusun kendini savunamazsın
Yaşadığın aşkın adı yasak aşk
Yıllarca uzasa yıllarca sürse
Dünyanın en mutlu insanı etse
Acısı hatıra kalır hep kalbinde
Tutulduğum aşkın adı yasak aşk
Yağmurları dinmeyen adamın filizlenen bir çiçeği olabilir mi?
Olamaz...
Ama sen geldin ve kışımı bahara çevirdin.
Göğümün en güzel çiçeği oldun.
Eskiden kabuk tutmayan yaralarım vardı.
Sonra sen bir güldün, nefesinle merhem oldun onlara.
Şimdi tek korkum, bir gün seni kaybetmek...
Aşk biraz da kaybetme korkusuymuş, bunu en iyi sende anladım.
Zaten bu hayatta hep yarımdım.
Sen elimi tutunca tam oldum.
Olur da bir gün gidersen parçalanırım.
Ne yarası kalır, ne de izi...
Çünkü öyle yaralar vardır ki,
Kan durmaz, dikiş atmak gerekir.
Gitme...
Olur mu?
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil
Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Büyün kara parçalarından