Eren

Eren
“Tanrı’nın bile gücü içinde değildir, ahlaksal olarak iyi bir insan yapmak (insanı ahlaksal olarak iyi kılmak): Bunu [insan] kendi kendine yapmak zorundadır.” IMMANUEL KANT
[Kant'ın birinci Eleştiri'deki dördüncü antinomide dile getirdiği biçimiyle] eğer bu zorunlu varlık evrendeki koşullar dizisine dahil edilirse, koşullu dizinin bir parçası olacağından, zorunlu ve koşulsuz olmaktan çıkacaktır. Öte yandan, bu zorunlu ve koşulsuz varlık dizinin bir parçası olmazsa, o zaman da diziyle arasında hiçbir bağ kalmayacağından, bu dizi üzerinde belirleyici olması olanaksız hale gelecektir. Ancak buradaki en önemli nokta şudur: Anlama yetisinin ürettiği her önerme, koşullu önerme olması dolayısıyla onu koşullayacak başka bir önermeye, o önerme de yine aynı biçimde başka bir önermeye ihtiyaç duyacak ve bu dizi mutlak temele ulaşamadan sonsuza dek uzayacaktır. Bunun sonucunda da, bütün sistemi tek bir mutlak başlangıca bağlama amacına asla ulaşılamayacaktır. Düşüncenin mutlağı kavramaya çalışırken kendi kendine içine düştüğü bu açmazlar karşısında mutlağı düşünmenin tek olanaklı yolu, mutlağı bir başlangıç noktası, bir dizinin sıfır noktası olarak değil de, dışında hiçbir şey bırakmayan mutlak bir bütün olarak düşünmekten geçecektir. Böylece mutlak mutlağın içinden düşünülmüş olacaktır
Sayfa 140 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Fenomenoloji'nin bütünü, öznenin özne haline gelirken tabi olduğu dolayımları sergilemek amacıyla öznenin -daha doğrusu öznelliğin- tarihselleştirilmesinden başka bir şey değildir. Mutlak olarak konan öznenin, mutlak olmaya doğru hareketi olmadan hiçbir şey olmadığını, mutlaklığın ancak uzun bir serüvenin sonucu olarak düşünülmesi gerektiğini söyler. Bu bağlamda, öznenin başkalık dolayımıyla mutlak hale geldiğini söylemek, modernliğin çok ciddi bir eleştirisine de denk düşer, Hegel kendi felsefesinin temeline de mutlak öznelliği koymuş olsa bile.
Sayfa 136
Kant açısından temel empirik bilinçtir ve bu bilincin sentetik birliğidir. Transendental Ben hiçbir zaman transendental çıkarımın kurucu bir öğesi olmaz. Transendental tamalgı biçimindeki transendental kendinin bilinci de empirik bilinç karşısında hiçbir önceliğe sahip değildir. Yani Kant hiçbir zaman kendinin bilincinin -dünyaya ilişkin- bilinçten önce geldiğini söylemez. Ama Fichte'de, empirik bilincin temelinde kendinin bilinci yatar. Başka bir deyişle, Kant için sadece soyut bir varsayım olan şey (Kant'ın kendisi tüm deneyimden önce "bir koşul vardır" demek yerine "olmalıdır" der), Fichte'de Wissenschaftslehre'nin mutlak temeli olacak ve onu Kant'tan koparacak nokta olacaktır.
Sayfa 122 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Doğası gereği insan zihninin temsil yetisinden bağımsız olarak bir şeyi düşünmesi olanaksızdır. Eğer nesne, temsil aracılığıyla özne tarafından belirleniyorsa, o halde nesne demek "temsil edilen nesne" demektir ve bundan dolayı da temsil edilen nesne her zaman kendisini temsil eden bir özneyi de varsayar. İnsan zihni de ancak böyle çalışıyorsa, o halde temsil edilmeyen bir nesne bir çelişki olacaktır: Te msil edilmemiş olarak temsil edilen bir şey. Eğer deneyimimizin koşulları bizim zihnimizdeyse ve bundan başka bir deneyim olanağımız da yoksa, o zaman kendi başımıza kurduğumuz bu "transendental" çemberin ötesine geçme olanağımız da yoktur. Biz zihnimizin transendental yapılarıyla kurduğumuz ve "deneyim" adını verdiğimiz bir dünyada yaşıyoruz ve böyle bir dünyada "kendinde-şey" hem çelişik hem de gereksiz bir şeydir. Şey ile nesne arasındaki ayrımı ihmal etmesi bir yana bırakılırsa, bu yaklaşımla varlığın temsil edilen varlık olarak düşünüldüğü modern felsefenin en uç noktasına vardığını söyleyebiliriz. Descartes'ın attığı adımı tekrarlayan Fichte'yle birlikte, temsil edilemeyen şey hiçlik olarak nitelendirilir.
Sayfa 119 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Kant'ın sisteminin tüm öğeleri, anlama yetisi ve kategorileri de dahil olmak üzere, Kant'ın hiçbir zaman temel sunamadığı varsayımlar olarak kalmaktadırlar. Böylece Schulze'ye göre eleştirel felsefenin varacağı yer sofizmden başka bir yer değildir.
Sayfa 118 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.