Eren

Eren
“Tanrı’nın bile gücü içinde değildir, ahlaksal olarak iyi bir insan yapmak (insanı ahlaksal olarak iyi kılmak): Bunu [insan] kendi kendine yapmak zorundadır.” IMMANUEL KANT
İşte tam da deneyimin temelinin öznenin ideel yapılarında bulunduğu düşüncesi modern felsefeyi bir idealizm yapar. Kant'ın "transendental idealizm"iyse bu düşüncenin tamamına ererek kendi adını koymasından başka bir şey değildir. Fichte'yle birlikte, bu idealizm mutlak bir idealizm haline gelecek, çünkü Kant'ın aksine, temele mutlak özneyi koyacaktır.
Sayfa 111 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Demek ki soru şu: Empirik deneyimin temel ilkesi olan nedensellik ilkesi aynı empirik alana ait midir? Empirist Hume'un yanıtı elbette olumsuzdur: Nedenselliği fenomenlerde gözlemleyemiyoruz ve -yine empirist olarak Hume için- bu ilkenin deneyimden başka bir kaynağı da olamayacağına göre, nedenselliğin temelsiz bir alışkanlık ürünü olduğunu söylemekten başka bir seçenek kalmaz. Dünyaya ilişkin düşünmeyi olanaksız hale getiren ve tek olumlu etkisi bir yüzyıl sonra bir Alman filozofunu dogmatik uykusundan uyandırmak olan Hume'un bu eleştirisi ve kuşkuculuğu bize şu sonucu verir: Empirik dünyayı düzenleyen temel ilke, düzenlediği bu dünyada bulunmaz, gözlemlenemez. Başka bir deyişle, deneyimin düzenleyici ilkesi ve dolayısıyla birliği, düzenlediği deneyimde değil, o deneyimin öznesindedir (yani temelindedir). Hume'un nedenselliği sadece bir alışkanlık olarak görmesi bu durumu değiştirmez: Alışkanlık olarak bile insanın, öznenin alışkanlığıdır sonuçta. Evrensel zorunluluk yerine istatiksel bir genellik olarak düşünsek bile, bu ilke yine de öznededir. Kant bu tabloyu değiştirecek, nedenselliği anlama yetisinin bir kategorisi olarak yeniden tanımlayacaktır.
Sayfa 110 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Empirik bilinç sadece nesnesiyle ilişki kurabilir; ikinci bir ilişki, yani öznenin kendisiyle kurduğu ilişki empirik ve transendental özne ayrımını gerektirir. Burada sadece edim ikili değildir; "özne" terimi de her iki durumda iki ayrı şeye gönderme yapar: Nesneyle ilişki kuran empirik özne, kendi kendisiyle ilişki kuran transendental özneyle aynı değildir.
Sayfa 103 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Kant'a göre kategorileri deneyimden çıkarmak olanaksız olduğu gibi, onları her hangi bir kökenden çıkarmak da büsbütün olanaksızdır. Bilgilerimizin transendental kökeniyle ilgili olarak Kant onları öylece kabul eder; nereden ve nasıl doğduklarına ilişkin bir açıklama getirmeye kalkmaz. Kant için önemli ve olanaklı olan, ki çıkarımdan anladığı da budur, kategorilerin kullanımının yasaya uygunluğudur, çıkış noktası değil. Başka bir deyişle, Kant'ın transendental çıkarımı ne görünün biçimlerine ne de kategorilere bir kaynak bulmaya çalışır; tersine, kategorilerin doğru biçimde kullanılmaları için gerekli kuralları gösterir.
Sayfa 101 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Ateşli bir Aydınlanma savunucusu olan Reinhold'a göre filozofların derin spekülasyonları sonucunda ulaştıkları hakikat mutlaka halka aktarılmalıdır ki, sorun asıl çözüm zeminini, yani insan yaşamını bulabilsin.
Sayfa 92 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.