Eren

Eren
“Tanrı’nın bile gücü içinde değildir, ahlaksal olarak iyi bir insan yapmak (insanı ahlaksal olarak iyi kılmak): Bunu [insan] kendi kendine yapmak zorundadır.” IMMANUEL KANT
Kendine (özne) dönüş hamlesiyle ontolojinin yerine epistemolojiyi koyan Descartes felsefesinin ardından gelen transendental felsefe, bu kez epistemolojinin sınırlarını aşarak ondan yeni bir ontoloji çıkarır; ama bunu yaparken de dünyayı öznenin deneyimine dönüştürür.
Sayfa 27 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Transendental yapılar ne empiriktirler ne de saf mantıksaldırlar; çünkü bilginin nesnesi olamazlar, ancak tüm deneyimi ve dünyaya ilişkin tüm bilgiyi olanaklı kılarlar. Temel olduklarından a prioridirler.
Sayfa 27 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Kant'ın çözümlemesinde eğer anlama yetisi kurallar ve kategorilere ilişkin bir yetiyse, akıl da ilkeler ve idelerle ilişkili bir yetidir. Akıl bu ideleri ve ilkeleriyle, koşullu deneyimin koşulsuz birliğini ve temelini hedefler.
Sayfa 24 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Kant'ı izleyerek şu ayrıma varıyoruz: Bir yanda belirli olanın, koşullu olanın ve sonlu olanın alanı olarak-kendisi de sınırlı ve koşullu olan- anlama yetisi, öte yanda da sonsuzluğun alanı ve sınırsız bir yeti olarak akıl.
Sayfa 24 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Hegel'in modern öznellik kavramına katkısı, onu tarihsel olarak düşünerek kendi tarihinin bir ürünü olduğunu ortaya koymasıdır. Onun içeriği kendi kendisidir; ama bu kendilik Hegel'e göre baştan verili hazır bir şey değil, öznenin kendi etkinliğinin sonucudur. Hegel'in felsefesinde aşkınlık iki açıdan tarihselleştirilir: İlkin, modern felsefenin mutlak öznesinin aşkınlığı kendi tarihselliğinde düşünülür; ikinci olarak da, Kant'ın aşkın varlıkları, öznelliğin tarihinde aşkınlaşan figürler olarak sunulur. En uç noktada, Tanrı'nın aşkınlığı da bir tarihsel süreç içerir.
Sayfa 18 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.