Eren

Eren
“Tanrı’nın bile gücü içinde değildir, ahlaksal olarak iyi bir insan yapmak (insanı ahlaksal olarak iyi kılmak): Bunu [insan] kendi kendine yapmak zorundadır.” IMMANUEL KANT
Kant'ın zorunlu bir varsayım olarak kabul ettiği transendental benlik ya da bilinç, bir nesne gibi varolmaz, o sentezleme edimiyle ve bu edimin kendisi olarak vardır. Transendental bilinç ile empirik bilincin ayrılmazlığı da böylece ortaya çıkar: Duyu verilerinin sentezlenmesi faaliyeti olmadan sentezi yapan transendental benlik de söz konusu olamaz.
Sayfa 52 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Gerçekten de, "nesnenin mevcudiyeti olmadan da görülerin yetisi" olarak imgelem bu kitapta (Anthropologie in pragmatischer) iki biçim altında, yani üretici imgelem ve yeniden-üretici imgelem olarak ele alınır. Yeniden-üretici imgelem, bellekten yararlanarak türev temsiller yaratır. Bu anlamda, uydurulan duyusal şeylerin ya da düşlerin yetisidir. Bu imgelemin ürünleri, her zaman temsil edilen nesnelerin deneyiminden sonra gelirler. Temsil edilen nesne, örneğin tek boynuzlu at gibi, bütünüyle kurgusal olsalar bile, onu oluşturan öğeler olanaklı bir deneyimden ödünç alınmıştır; bu örnekteki at, kanatlar ve tek boynuz, gibi. Bununla birlikte, geçmişin yeniden üretilmesi imgelemin tek zamansal boyutu değildir. Bu yeti aynı zamanda gelecekle de ilişkilidir ve ona ilişkin öngörüleri bu sayede üretebiliriz. Kant yine Hume'a benzer biçimde duyusal uydurmanın üç biçimi olduğunu söyler. Birincisi, yani biçimler üretme yetisi, bir sanat yapıtını yaratmadan önce tasarlayabilmeyi; ikincisi, yani çağrışıma dayalı üretim yetisi, nedensellik ilkesinden yararlanarak, mevcut olan bir temsil sayesinde başka bir temsili öngörmeyi; üçüncüsü, yani benzerliğe/yakınlığa dayalı üretim yetisi de, çağrışımdakinin aksine kuralsız biçimde imgeler üretmeyi gerçekleştirir. Şimdi bu üç biçime zamansallıkları üzerinden bakacak olursak, birinci biçimin geçmiş zamanla, ikinci biçimin gelecek zamanla, üçüncü biçiminse şimdiki zamanla ilişkili olduklarını söyleyebiliriz. Dolayısıyla imgelemin geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanı bir araya getirdiğini ve özü itibariyle zamansal olduğunu da görebiliriz.
Sayfa 46 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Temelde, insanın dünyası aslında onun deneyimlediği dünyadır, kendi halinde bir dünya değil. Dolayısıyla bu dünya zaten içeriye aittir. Üstelik, bu deneyimin nesnelerini temsiller haline getiren insan dolaysız dünyayı bir kez daha değiller ve onun zihinde ortaya çıkan bir değişiklik olduğunu söyler. Başka bir deyişle, deneyimde gerçekleşen her şey aslında, içsel duyunun biçimi olan zaman üzerinden öznede gerçekleşir. Dolayısıyla burada bir değil iki değilleme söz konusudur: İlki dolaysız (Kant'ın terimleriyle: kendinde) dünyayı değiller ve onu fenomene dönüştürür. İkincisiyse, ilkinin üzerinde uygulanan bir işlemdir ve fenomenleri temsillere dönüştürür. Bu temsiller de zaman üzerinden anlama yetimiz tarafından düşünülür. Hegel'de ikinci değillemenin her zaman bir "kendine dönüş" olduğunu anımsadığımızda, Kant'ta da böyle bir dönüşün olduğunu, bu dönüş sonucunda deneyimin birliğinin öznenin bilincinde kurulduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte, bu işlemin Kant'ta ancak yarım denebilecek bir Aufhebung olarak kaldığını da teslim etmek gerekir; çünkü dünyanın değillenişini sonuna dek götürmez ve Kant'ın izleyicileri açısından düşünmeyle varlığın özdeşliğine engel olan bir öğeyi bırakır: Kendinde şey. Kendinde şeyi nihai olarak kaldıracak adım için Fichte'yi beklemek gerekecektir.
Sayfa 43 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Anlama yetimizin, malzemelerini duyulardan alan temsiller dışında, empirik nesnelere hiçbir erişimi yoktur. Anlama yetisinin malzemesi nesnelerin temsilleridir, kendileri değil.
Sayfa 40 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
Empirizmin üç kolundan Kant'a gelen sorunları ve çözüm zeminini şöyle özetleyebiliriz: Locke'un bilinç kavramıyla, transendental benlik ya da bilinç, eleştirel felsefenin çözmek zorunda olduğu bir sorun ve Alman İdealizminin çözümünü üzerinde kuracağı zemin haline gelir. Berkeley'le, deneyimin görünüşler dünyası ile sınırlı olduğunun farkına varılır ve Kant, deneyim ile onun bilgisinin temellendirilmesi bağlamında, Berkeley'deki Tanrı güvencesinden vazgeçtiğinden, sadece fenomenlerin deneyimlendiği, ama kendinde şeye erişimin olanaksız hale geldiği bir açıklama getirmek zorunda kalır. Hume'un nedensellik eleştirisiyle artık güvenilmez hale gelen zihin-dünya ilişkisi de deneyimin zihinde bulunan transendental yapılarca koşullandığı bir düzlemde çözüme kavuşturulur: Kategori, zihin ile dünyanın birliğinin güvencesi olur.
Sayfa 34 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.