Bazen evde sahip olduğum pek çok kitaba bakarken, sonlarına varmadan öleceğimi hissederim, yine de yeni kitaplar satın alma ayartmasına karşı koyamam.
Borges
Ne kimse beni teselli etmeli, ne de ben kimseyi... Riyakarlık tesellide son haddini bulur. Bu anda çehrelerin aldığı yalancı teessür ifadesi, o biraz yukarı kalkıp birbirine yaklaşan kaşlar, o hafif hafif ve anlayışlı bir tavırla sallanan baş ve o derinden çıkarılmaya çalışılan matemli ses insanı deli eder.
Hiç inanmadım cennette buluşmalara. Ölümden öte son yok çünkü. Atom, nötron, amonyum nitrat... Colt, parabellum, kalaşnikof... Baktıkça bunlara nasıl inanayım Tanrı'ya?
Biz bu yüzden çocukları yalnız bırakıp da çıkmayız evden. İlle de birimiz nöbette kalır. Bilmeyen sanır ki eve eşyaya zarar vermesinler diye yalnız bırakmıyoruz. Hayır efendim, evine de sokayım eşyasına da mezara mı götüreceğiz lan, biz, şu koskoca dünyaya sığamadıkları için gelmiş bize sığınmış hayvanata tebelleş olmasın konu komşu, yokluğumuzu fırsat bilip canlarına kastetmesin diye tıkılırız eve, birimiz gelmedikçe birimizin gitmemesi hep bundan. Binde bir, Sündüs Abla'ya taziyeye gitmek zorunda kaldığımız o gün olduğu gibi ille de beraber çıkacak olursak, üç kapı kapatır, üç de kilit vururuz çocukların üstüne. Ama onları içeri hapsetmek değil murâdımız, şu kahpe dünyayı dışarı hapsetmek.
Şehrin sokaklarında korka korka yaşamaya çalışan kaç köpek insanlara zarar vermiştir, buna karşılık insanlar şehrin sokaklarında korka korka yaşamaya çalışan kaç köpeğe zarar vermiştir, kıyaslayalım mı ? Kıyaslamayalım. Bu gerçek daha beter acıtır.