Hayatın bir döneminde farkına varmadan kendi ayaklarımızla düştüğümüz ecel gibi bir yer var. Ne ileri gidebildiğimiz ne geri dönebildiğimiz bir yer orası; kocaman bir boşluktan ibaret. Yaşamak içinde ölmek içinde geç kaldığımız yer. Zamanın hükmünü yitirdiği bir durağanlık.Birbirine çok benzeyen sokaklarda yön duygusunu yitirince yaşadığımız kaybolma hissi. Bomboş, sessiz, her yere uzak.
kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyimsessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırımgit
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırımve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyımbelki
sararmış
eski resimlerde kalırımbelki esmer bir çocuğun dilinde.bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğretideğişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.aynı gökyüzü aynı keder.
Biri beni anlayarak özgürleştirsin.Ruhumu serbest bıraksın alıkonduğu o daracık mahzenden. Biri beni anladığını söylesin ve bir çift kanat taksın yorgun omuzlarıma. Ayaklarımda derman kalmadı çünkü, kalbimde derman kalmadı.