Peronlarda bulunan sarı çizgiyi geçmeyen ve her ne sebeple olursa olsun Ray Hattına inmeyen// Duygusallığı diz boyu ikizler burcu.. //
Hayır demesini bilmeyen ve daima gülen biri️
Mustafa Kemal Atatürk, kitap okuma konusunda yanındaki bir arkadaşıyla bir diyaloğa girmiştir;
.
.
.
-Paşam tarihle uğraşıp kafanı yorma. 19 Mayıs’ta kitap okuyarak mı Samsun’a çıktın?” .
.
.
Atatürk, Vasfi Çınar’ın bu çok samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verdi. .
.
.
“-Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.” cevabını vermiştir..
.
.
.
//zamanın her şeyi büyütüp değiştirdiği bu kirlenmiş çağda, okuyun//
Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda, kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hâlâ çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden hemen uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.
.
.
.
Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine girer: Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
Okumak;
Kendinizi keşfetmenin en naif yolu,güzel yolculuğun en sade durağı..kendinize ait satırların gizlendiği kutu...hayatınıza anlam yükleyeceğiniz anlarınızın sayısı kitaplarınızla çoğalsın okudukça artın azalan tüm bu değerlere karşı...
İşte tamda bu anda başlayalım değerli satırlara Amin maalouf ile...
.
.
.
“Geçmişin seslerinden başka bir şey işitmeyip çocukça bir umudu besleyebilmek, ısrarlı bir hayali içimde büyütebilmek için insanlardan uzaklaştım..
…yaşanılanlar ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı...