Bir parça araziyi ilk çeviren ve
“Burası benim“ deyip kendisine inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk kişi sivil toplumun gerçek kurucusudur
Jean-Jacques Rousseau
Kitap kahramanımız Phileas Fogg’un girdiği bahis üzerine 80 günde dünyayı baştan sona gezecek şekilde seyahat etmesi üzerine kurgulanmış,
basit dile sahip sıkmadan okunacak bir kitap ama ne kattı derseniz hiç birşey.
Kitap başlığı bile bir çok şey katacak gibi hayal ettiriyor ama hiç birşey katmayışı benim için hayal kırıklığı oldu.Hatta kitabın son sayfası tıpkı bunu destekler şekilde bitiyor
#spoiler#
“Kısacası, Phileas Fogg bahsi kazanmıştı. Dünya gezisini seksen günde tamamlamıştı! Bunun için yolcu gemisi, demir yolu, araba, yat, yük gemisi, kızak ve fil gibi taşıt araçlarını kullanmıştı. Ve bu garip İngiliz, yolculuk sırasında olağanüstü bir soğukkanlılık ve şaşmazlık örneği vermişti. Peki sonra? Ne kazanmıştı onca yer dolaşmaktan? Ne getirmişti bu yolculuğun sonunda?
Hiç bir şey, mi diyeceksiniz? Evet, o sevimli kadının dışında hiç bir şey getirmedi gerçekten ”
Evet ne bir not ne bir fikir , hiç birşey katmayan bir novella diyebiliriz