Matruşka Tanya

Matruşka Tanya
@MatruskaTanya
Instagram: matruska.blog
El-Fethu'r-Rabbânî (Alemlerin Anahtarı)
"Başkalarını çekiştirmekle ünlenmiş kişiye de insanların saygısı az olur" "Yalan yere yemin etmekten de sakının çünkü o memleketleri kurak bırakır malların ve alacakların bereketini götürür"
Sayfa 66 - On ikinci sohbet
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir tarihte Galata taraflarındaki Mevlevi tekkesine gidip Postnişin Efendi'yle konuşmaktan çok zevk alıyordum. Dünyaya metelik vermeyen ve şanla, şöhretle, parayla ilgisi olmayan bu ak sakallı efendiyi saraya getirtme imkânım yoktu. Sabahtan akşama kadar Mevlevihane'de ibadetle meşgul olur, talebe yetiştirir ve dünyanın geçici gaileleriyle pek ilgilenmezdi. Giderken ona bir hediye götüremez, ama eli boş gitmek geleneklere aykırı olduğundan, yoldan kopardığım bir yeşil yaprağı takdim ederdim: Benim bu berg-i sebz-i hakirânemi kabul etme yüceliğini gösterirdi. Kuru ekmek ve sudan başka bir şey geçmezdi boğazından. Üstündeki eski bir abadan gayrı bir şey giydiği de görülmemişti. Niye böyle yaşadığını, imkânları varken neden daha iyi yiyip içmediğini, niçin kendisini soğuktan koruyacak samur kürke bürünmediğini sorduğumda, "Özgürlük ve iktidar uğruna!" diye cevap vermişti. Ona göre ruh, dünya nimetlerinin tutsaklığından kurtuldukça özgürleşiyor, bağımsızlaşıyor ve dünya yüzünde hiçbir krala ve imparatora nasip olamayacak bir büyük iktidara kavuşuyordu. Dedikleri bana karışık geliyordu ama doğru bir yanı da vardı. Bütün dünyayı dolaşsan, yedi iklim dört bucağı tarasan hiçbir şeye ihtiyaç duymayan tek bir hükümdar bulamazdın. Hepsinin saraya, kumaşa, silaha, hayvanlara, ikram edecek yiyeceklere, cellatlara, askerlere, altına, gümüşe ihtiyacı vardı. Bunlar olmadan hükümdarlık yapılamazdı. Engereğin gözünü kamaştıran şatafatı yaratan da bunlardı zaten! Oysa Mevlevi dervişinin omzunun öpülmesi ve saygı duyulması için bir tek çöpü bile olması gerekmiyordu. "Aslında" diyordu, "varlık yokluktur, yokluk da varlık! Hepsi gören göze bağlı!"
"Yavaş yavaş dünyayı olduğu gibi görmeyi öğreniyordum " "Artık ne mutlu ne de mutsuzum. Herşey geçip gidiyor "
İnsan ve Duygular
Kıssadan Hisse
"Behlül Bağdat'ta Behlül-i Dânâ olarak tanınan bir Mecnun idi Günün birinde pazar yerinde önünde 3 kafatası ile oturuyordu Birinci kafatasının önünde bedava yazan bir etiket vardı ikinci kafatasının önünde bir kuruş yazıyordu üçüncüsünün önünde ise paha biçilmez yazan bir etiket bulunuyordu Her üç kafatası da birbirinin aynı görünüyordu sonunda bir adam yaklaştı ve fiyatların neden farklı olduğunu sordu Behlül bir şiş aldı ve birinci kafatasının kulak deliğinden içeriye sokmaya çalıştı ancak girmedi bakın dedi Behlül içine hiçbir şey girmiyor onun için bu kafatasının hiçbir değeri yok sonra şişi ikincisinde denedi şiş her bir kulak deliğinden girip rahatça çıktı görüyorsun hiçbir şey içinde kalmıyor onun için bu kafatası bir kuruş eder Behlül üçüncü kafatasını denediğinde şiş birinci kulak deliğinden kolayca girdi ancak ikincisinden çıkamadı bunun üzerine Behlül hikmet dolu gözlerle bakarak dedi ki bu kafatası paha biçilmez içine ne girse orada kalır"
Sayfa 42 - Nefes Yayınları
Alıntı
"Yoksulluk ve zenginlik her ikisi de insanın azap çekmesine neden olur Cömert olarak yarattığı kul harcamak için ister, cimri yarattığı kul saklamak için ister dolayısıyla her ikisi de azaptadır Yoksul zenginin rahatlık ve huzur içinde olduğunu zanneder zengin ise yoksulun rahat ve huzur içinde olduğunu zanneder Kesin olarak bil ki dünyada hoşluk, rahatlık yoktur."
Sayfa 60 - Dergah