Son ada, herkesin elinden geldiği kadarını, içinden geldiği kadarını yaptığı ütopya gibi bir yer ve orada huzurlu, mutlu bir şekilde yaşayan halk ta ki O gelene kadar..
Ülkenin darbeci başkanı emekliliğini huzur içinde geçirmek için adaya gelir ama bu cennet adada huzur içinde yaşayanların huzurunu kaçıracaktır.
“Sonra bir gün “O” geldi. Böylece adamızın tarihi ve talihi sonsuza kadar değişmiş oldu.”
O’nun gelmesiyle insanların birbirine bakışları değişti insanlar birbirinin yüzüne bakamaz hale geldi önceden beraber iş yapan beraber oturup kalkan halk birbirine şüpheyle yaklaşır, düşman kesilir oldu.
Kısaca ütopyanın nasıl bir distopyaya dönüştüğünü okuyoruz aslında. Başkaldıranlar azınlıkta olmasaydı insanlar yanlışa yanlış demekten çekinmeyip ses çıkarsaydı böyle olmayacaktı. Yazarın dediği gibi “Zaten bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.”
Son Ada Zülfü Livaneli’den okuduğum ilk kitap ve çok güzel bir seçim olmuş. İnsanı sorgulamalara, düşünmeye iten bir kitap. Her bir sayfayı diğer sayfada acaba ne olacak diye çevirdim. Özellikle hiç beklemediğim sarsıcı sonuyla beni çok etkiledi.
Onun yanındayken davranışlarımı kollayıp sözlerimi tartmak, coşkunluğumu, sevincimi baskı altında tutmak zoru yoktu. Onun yanında ben, benim yanımda o, tam anlamıyla yaşıyorduk.