Bir zamanlar bir saksıda özene bezene bakılan, odadan odaya taşınan, suyu ve güneşi sıklıkla kontrol edilen, toprağı aralıklarla havalandırılan, yaprakları okşanan koklanan, tatlı tatlı konuşulan pembeli morlu bir hüsnüyusufken, o an onun gözünde, belediyelerin orta kaldırımlara diktiği, bir tankerden yangın hortumlarıyla sulanan o sıradan çiçeklerden farksızdım artık, görüyordum.
…ama kederli bir dalganın kalbimi yavaş yavaş dövmeye başladığını, o dalganın bir süre geri çekilip denizdeki çerçöpün tamamını sonra hızla içime boca ettiğini hissettim.
Senden önce böyle içli bir sesim olduğunu bilmezdim.Senden önce böyle biri olduğumu da bilmezdim. Ayrılınca ne çok şey öğreniyor insan Heves Ali.Bir teki bile işine yaramasa da ne çok bilgi gelip toplanıyor insanda.Ayrılığın ve ölümün bilgisi birbirine çok benziyor?