Böylece kemâle eren benlik, kendi birliğine götüren yol üzerinde çıkan her engele kendini karşı koyar. Bu çatışmadan, isyan hareketi, şu sözde ifadesini bulan tam anlamıyla bir ahlâkî hareket fışkırır:
"Hakikat benim: Ene'l Hakk."
Nihayet, bir toplumda ahlâk ideali şayet o toplumun istekleriyle sınırlandırılırsa, sosyal vazifeye itaati isteyecek şekilde kendini belirlerse, bundan ferdin vicdanını körleştiren uysallık ahlâkı (conformisme) doğar. Zaten bir toplumda hareket eden bir hayli eğilim, bir hayli irade vardır. Bunlardan birini seçmek lâzımdır. Birkaç iradeden yalnız birisini seçmek zorunluluğu ferdî vicdanın karşısına çıktığı yerde, ahlâk başlamaktadır.
Bismillahirrahmanirrahim: Bugün kâfir olanlar dininizden ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Ben bugün dininizin hükümlerini ve size nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslam'ı beğendim!" Maide suresi,3.ayet
Ortalık birden sessizleşiverdi. Az evvel haykıran ve gülüme razılık bildiren o kalabalık sanki yeryüzünden çekilip gitmişti. Arafat sahrasında yüz bini aşkın insan vardı ama herkes tenha bir gecede, bir sese hasret, yapayalnız kalmış kadar ıssızdı. Gülüm bunu önceden biliyormuş gibi çevresine bakındı. Sonra şehadet parmağını kaldırdı. Ardından müminlerin üzerine bir müşfik dal uzatır gibi indirdi. Mavera kafesinde Allah'ın bizzat öğrettiği tutî, son şakımasıyla ümmetini mest etmiş, tasdik alıyordu. Üç kere eliyle birlikte tekrar ettiği cümlesini herkesin tek tek duyduğunu anladım:
"Şahit ol yâ Rab!"
"Şahit ol yâ Rab!"
"Şahit ol yâ Rab!"
Ve ansızın bir feryat koptu. Ezel kadar eski ve ebed kadar yeni olan din tamamlanmıştı. Ağlayanlar, hıçkıranlar, tekbir getirenler, salavat ve telbiye okuyanlar... Herkes gibi benim de içimi bir hüzün kapladı. Gülümün sözleri bir vedayı dillendirmişti. Yüreklere hasretin çöktüğü andı. Biliyordum, hiç kimse birbirine dillendirmese de hepsi Allah elçisinin ömrünün sonuna geldiğini düşünüyorlardı. Pek çoğu da bunu aklından söküp atmak için "Şimdilik haccı tamamlamak gerekiyor," diye kendini oyalayıp kalabalığın sesine uymaya başladılar:
"Allahu Ekber, Allahu Ekber! Lå ilahe illallahu va'llahu ekber! Allahu ekber ve li'llâhi'l-hamd!